Hz. İbrahim misafirsiz yemek yemezdi. Bir akşam eve geldi sofranın başına oturdu, kimse yoktu. O bu durumdan hoşnutsuz oldu. Sokağa çıktı ve gelen var mı diye beklemeye başladı. Bir süre bekledikten sonra yoldan gelen seksen yaşlarında ihtiyarı gördü. Hz. İbrahim, ihtiyarı hemen evine davet etti. İhtiyar davetten pek memnun, gülümsedi Hz. İbrahim'e.
Sofraya oturdular birlikte. Hz. İbrahim yemeğe başlarken besmele çekti ama ihtiyarın besmele çekmediğini fark ettiğinde sordu :
- " Yemeğe BİSMİLLAH demeden mi başlayacaksın?"
"Ben Mecusiyim evlat, Allah'a (c.c) inanmam"
Hz. İbrahim tereddüt etti. "Kusura bakma ben sizinle aynı sofrada oturamam." diyip güzel üslupla ihtiyarı yolcu etti.
İhtiyar tam kapıdan çıkacağı sırada Allah (c.c) Hz. İbrahime seslendi.
" Ey İbrahim! Ben, inanmasa da o kuluma seksen yıldır sağlık, evlat, nimet verdim ve bütün bunları bana inanmadığını bile bile yaptım. Sen bir lokma ekmeği çok gördün!"
Hz İbrahim koşmuş ihtiyarın yanına " Ne olur beni affet."
" Ne oldu?" diye sormuş ihtiyar
Anlatmış Hz. İbrahim olanları. "Ama doğru; Allah bana her öğün yemek verdi. Ve sonra da, bana yemek vermediğin için seni azarladı öyle mi?" dedi ihtiyar ve "Ben de senin Rabbine iman ettim." diyip birlikte sofraya oturmuşlar ve ikisi besmele çekip yemeğe başladılar.