• Şimdiye kadar enayice hoş gördüklerime,bundan sonra böyle gücenmeden katlanabileceğimi hiç sanmıyorum.
  • Bu kitap için aylar önce yapılan bir etkinliğe katılmış, ama o sırada okuyamamıştım. Tatilde okumaya fırsat buldum ve 'neden daha önce okumadım' diye hayıflandığım kitaplardan biri oldu benim için. Nasıl başlasam, anlatsam hiç bilemiyorum ama kitaptan bu kadar etkileneceğimi, Mustafa İnan' a bu kadar hayran kalacağımı tahmin etmemiştim. Kimi yerlerde de alıntılardan yola çıkarak fikirlerimi yazmaya çalışayım.

    Kitap, Mustafa İnan'ın yakın arkadaşı olan Cahit Arf'in ön sözüyle bizleri karşılıyor.  Mustafa İnan 'in eşi, oğlu, arkadaşları, öğrencileri, öğretmenleri derken bir çok kişiden de onunla ilgili bilgiler okuyoruz. Mustafa İnan...
    Adana' da okula başladı ve her zaman öğretmenlerinin hayret ettiği bir öğrenci oldu. Hiçbir zaman defter tutmaz, ama her zaman tam puan alırdı. Bunun yanı sıra arkadaşları için de çabalar, öğretmenlerinden konuyu anlayamayan çocuklar Mustafa İnan ' ın anlatışıyla konuyu öğrenirlerdi. Tabi bu durum öğretmenlerin de gözünden kaçmıyor, Mustafa'ya daha da hayran kalıyorlardı. Mühendislik mektebine gitsede asıl isteği mühendislik yapmak değil, öğretmenlik yapmaktı çünkü bu konuda çok başarılı ve hevesliydi. En zor soruları bile öğrencilerin anlayabileceği hale getirip sorabiliyordu...

    Mühendisliği 1. olarak
    bitirdi ve İsviçre'de de doktorasını tamamladı. Yapılan bütün teklif ve baskılara rağmen ülkesine dönmeyi tercih etti. Belki geri dönmese çok daha parlak, çok daha fazla kıymetinin bilindiği bir gelecek onu bekliyor olacaktı. Ama Mustafa İnan'ın istediği bu değildi. Ülkesinin bilimde gelişmesini istiyordu. Yurt dışında  çalışmalar yapmasının ülkesine fazla katkısı olmayacaktı. Bir insan bencillikten bu denli uzak olur mu, oluyormuş... Döndükten sonra hemen işlere girişti. Hem öğretmen, hem mühendis, hem bilim adamı olarak kolları sıvadı.

    Mustafa İnan'ın tek ilgilendiği matematik, mühendislik değildi. Divan edebiyatına da büyük ilgi duyuyordu. Hatta yolda giderken sevdiği şiirleri ezberlermiş hep...

      #32695208

    İşte böyle düşünürdü hep Mustafa İnan. Hiçbir katkısını esirgemedi, yeri geldi asistanından bile borç istedi ama yılmadan azıcık bir ilerleme, gelişme için çalıştı çalıştı...

     #32716194

    Her şeyi merak edip araştırdığı, en iyi şekilde öğrenmeye ve öğretmeye çalıştığı için kimi zaman yadırgandı ve çok derse giriyor, kendini çok yıpratıyor vs vs. neler denmedi ki hakkında...

     #32783764

    Düşünme sporu ile düşünme sanatınında ögrenilmesini istiyordu Mustafa İnan. Bu konuda çalışmalar yapmış ve çevresine de yaptırmaya, onları bu konuda geliştirmeye çalışmıştır.

     #32776998

    Mustafa İnan Hoca, araştırdıkça, çalıştıkça,  daha da kabına sığmıyor, her alanda yeni yeni bilgilerin kapılarını aralıyordu. Belki de bir yerden sonra bu kadar meraklı ve araştırmacı olmak bırakılamaz bir alışkanlık haline geliyordu. Belki bizde azıcık bir Mustafa İnan ciddiyeti ve ilgisiyle bir şeylere sarılırsak çok daha hızlı bir şekilde ilerlemeler kaydeder ve kendisine, ülkesine daha çok fayda sağlayabilecek bireyler haline gelebiliriz ne dersiniz ?

    İşe öncelikle, bu kitabı okumakla başlamanızı tavsiye ediyorum... Kendiniz okuyup tanımalısınız büyük insanı. İçinizde en küçük bir kıvılcım uyandırabilirse ne mutlu. Oğuz Atay' ı da es geçmek olmaz kendi hocasının hayatını kaleme almış olmasaydı, başka biri bu kadar güzel anlatabilir miydi pek sanmıyorum ...

    Şu videolara da bir göz atmalisiniz.

     https://youtu.be/lXcSFmlQq-A

     https://youtu.be/s3-XDgLiENI

    Herkese iyi okumalar dilerim.
  • "Yaşadıklarımızı kontrol edebiliyor muyuz sence?"
    "Hiç sanmıyorum"
    "Yani zamanı, olayları yönetemiyoruz. Hayat üzerinde bir tasarrufumuz yok. Bedenimizin yıpranmasını bile engelleyemiyoruz. Zaman bizi sürüklüyor..."
    "Hem de ne biçim."
    "Bir yerden sonra insan, hakikatin bu dünyada bulunamayacağını anlıyor."
    Murat Menteş
    Sayfa 237 - April
  • "Dünya erkeğe dediği gibi kadına da istersen yaz, beni hiç ilgilendirmiyor demiyordu. Dünya kaba bir kahkahayla, yazmak mı diyordu. Yazmak senin neyine?"

    Zor zamanlarda yazmayı başarmış ve kendini ispatlamış kadınlara ayrı bir hayranım.. VİRGİNİA WOLF' da bunlardan birisi benim için. Kadınların bırakın üniversiteye gitmeyi kütüphanelere bile alınmadığı bir dönem de yaşıyordu ama yinede diğer kadınlara göre şanslıydı babası onu destekliyor ve kütüphanelerden yararlanması için gerekli desteği veriyordu. Evlendiği zaman eşi de onu destekledi öyle ki intihar mektubunda eşi için "Bizim kadar mutlu olabilecek iki insan daha düşünemiyorum." sözlerini yazdı. Fakat her kadın onun kadar şanslı değildi, her kadının destekleyicisi olmayabiliyordu ki "kadın düşünen bir varlık mı" gibi saçmalıkların tartışıldığı bir dönemden söz ediyoruz.
    Evet kitap da tam olarak bundan söz ediyor bizlere
    KADINLAR NEDEN YAZMAZ?
    Kadınlar yazmaz çünkü ne yazacak kendilerine ait bir odaları, ne yazacak zamanları, ne de gelirleri var. Zaten yazmaya kalktığında da alaycı bakışlarla gelen eleştirilerin kurbanı olur.
    Günümüzde kadınlar çok daha şanslı ama yine de bir erkekle aynı şartlara sahip olduklarını sanmıyorum. Çünkü bir kitabı okurken bile defalarca ara vermek zorunda kalırlar eşleri, çocukları, sorumlulukları vardır.
    Kitabın sonunda VİRGİNİA yazın diyor tüm kadınlara nasıl olmuş düşünmeden yazın muhakkak okuyacağım diyor bence muhakkak okunması gereken kitaplardan birisi de bu kitaptı.
  • Site alıntı yapmak için alıntı yapanlarla dolu. Bu durum takip ettiklerimin çoğunda da geçerli. Kimsenin diğerlerine bir şeyler katmaya çalıştığını sanmıyorum. Bu durumdan hiç keyif almıyorum.
  • “Acımasız biri olduğumu inkâr etmiyorum. Ama eğer kolay lokma olsaydım, sen benim ne olduğumu anlamadan çok önce girerdi koy-numa. Şimdiye kadar kaç acımasız cadıyla beraber oldun? Hiç düşündün mü?”

    Lachlan’ın verecek cevabı yoktu. Gerçekten de, hiçbir kadınla onun gerçek karakterini öğrenecek kadar uzun bir birliktelik yaşamamıştı.

    “Düşündüğünü hiç sanmıyorum,” dedi Raonaid. “İşte o yüzden ben de buna uygun bir büyü seçtim.” Lachlan sessizce kadının yaptığı şeytani büyüyü açıklamasını bekledi. “Bugünden sonra yatağına girecek bütün kadınlar -istisnasız hepsi- gebe kalacak ve doğum sırasında korkunç acılar içinde can verecek. Bunu önlemek için elinden hiçbir şey gelmeyecek. Lachlan MacDonald’la bir gece geçirmek, senin büyüne kapılıp kollarına düşecek tüm kadınlar için bir ölüm fermanı olacak. Aynı zamanda bütün çocukların daha doğmadan ölüme mahkûm olacaklar.”

    Raonaid sözlerini bitirdikten sonra arkasını döndü ve uzaklaştı.
  • Bir çocuğun anne babasının söylediği bir yalanı unutabileceğini hiç sanmıyorum.