Sende bir sebeb var,
lakin o sebebinin öncesinde başka bir sebeb var,
eğer sebeblerin sebebini bilirsen
Sen de hikmet var.
Hadisata (olaylara) kader perspektifinden bakabilirsen
hakikate ulaşma var.
murad-i ilahiye'yi görebilirsen
Sende marifet var.

Sufiyye günlükleri,

Günaydın gül yüzlü sevdiğime.
Günaydın yeryüzünü aydınlatan yeni güne.
Günaydın gün görmek için bekleyene..
Günaydın, günaydın, günaydın...

Nazım Hikmet

Sana da.

Piraye

yakup koçoğlu, Nazım Hikmet'le 3,5 Yıl'ı inceledi.
8 saat önce · Kitabı okudu · 31 günde · 10/10 puan

Nazım Hikmet'in insana olan sevgisi, canlılara olan sevgisi ancak bu kadar güzel anlatılır. Gereksiz hiçbir cümle olmayan bir kitap. Yazım dili de her insanın anlayabileceği bir dilde yazılmış.

Mikail gül, bir alıntı ekledi.
8 saat önce

22 Eylül 1945
Kitap okuyorum :
Içinde sen varsın,
Şarki dinliyorum :
Içinde sen
Oturdum ekmeğimi yerim :
Karşımda sen oturuyorsun,
Çalışırım:
Karşımda sen.
Sen ki her yerde " hâzırı nâzır"ımsın ,
Konuşamayız seninle ,
Duyamayız sesini birbirimizin :
Sen benim sekiz yıldır dul karımsın ...

Ne Güzel Şey Hatırlamak Seni, Nazım Hikmet Ran (Sayfa 95)Ne Güzel Şey Hatırlamak Seni, Nazım Hikmet Ran (Sayfa 95)
Semrâ Sultân, bir alıntı ekledi.
9 saat önce · Kitabı okudu · 9/10 puan

Hocasının önünde talime çöken bir medrese talebesini andırıyordu.

"Belî Şeyhim, ilk defa gelmekteler, kabul buyurduğunuz için müteşekkirim."

Konuşurken sesi titriyordu Sultan Murad'ın. Her zaman titrerdi. Bu maneviyat büyüğünün önünde eli ayağına dolaşır, kelimeleri yuvarlanır, insicamı bozulur, ne söyleyeceğini bilemez olurdu.

Duyduğu tek şey huzurdu. Bir de Şeyhin hikmet yüklü sözleri. Güç alıyordu ondan. Tâ çocukluğundan beri geliyor, her bunalışında canını tekkeye atıyordu. Şeyhten hiçbir konuda düzenli ders almamıştı. Hocasıdır denemezdi. Fakat bütün hocalarının verdiğinden fazlasını o vermişti.

IV. Murad, Yavuz BahadıroğluIV. Murad, Yavuz Bahadıroğlu
Aslı, bir alıntı ekledi.
9 saat önce · Kitabı okudu · Puan vermedi

Kerim tabutluktaydı. Tabutluğun üç duvarı beton, döşemesi de beton, kapısı tahta. Bir adam sığabilir içine. O da, atakta durarak. Omuzların, sırtın duvarlara, dizlerin kapıya dayanır.
Kerim yirmi gündür tabutlukta. Yakalandığının ilk gecesi dövdüler, hücreye attılar, sonra tabutluğa. Tepesinde, kaç mumluk Allah bilir, ama deli gibi aydınlık veren bir elektrik lambası yanıyor. Bir yanıyor, bir sönüyor. Bir zifiri karanlık, bir dayanılmaz aydınlık.
Kerim yirmi gündür tabutlukta. Beş gün yemek vermediler. Şimdi az bir şey veriyorlar. Su dökmeye yalnız bir kere çıkarılıyor. Yemeğini de oracıkta bir kere yiyor, sonra ayakta, bir karanlık, bir aydınlık.
Kerim yirmi gündür tabutlukta. Artık koluna giriyorlar ayak yoluna götürürken.
Kerim yirmi gündür tabutlukta. Artık hiçbir şey düşünmüyor. Düşünmek denen şeyi yitirdi. Yorgunluk da duymuyor. Duyduğu, başka bir şey. Bir karanlık, bir aydınlıktan kurtulmak için. Şimdi gözlerini bir yumuyor, bir açıyor, bir yumuyor, bir açıyor.
Kerim on gün sonra çıldırdı. Tımarhaneye götürdüler gece yarısı.

Yaşamak Güzel Şey Be Kardeşim, Nazım Hikmet Ran (Sayfa 154 - Yapı Kredi yayınları)Yaşamak Güzel Şey Be Kardeşim, Nazım Hikmet Ran (Sayfa 154 - Yapı Kredi yayınları)