Hilal

"Beddua etmeyi bilmem ama; gamı reva görenin, canı deva görmesin. Yıkılsın gönül sarayın da kimse tuğlanı örmesin!"
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Mevlana'nın da dediği gibi "olursa bir hayır olmazsa bin hayır ara"🍀
Pencerede kurumaya yüz tutmuş bir damla gibi olan ve damarlarımdaki kan akışımı yavaşlatan o saf duygularımın zaman tarafından çalınıyor oluşunu izliyorum.Yaramın kabuğunu durmadan soyan ellerime bakıyorum. Ama artık kanayan yer yaram değil, ellerim. O tatlı ev hissini kaybetmek istemeyip üstüne titreyen ellerim. Huzursuzluğuma çoktan alışmış olan,rotasını değiştirmeyen ayaklarım. Kimseyi eksiltmek istemedim içimden ama hepiniz gittiniz. Kapıyı tamamen açtım ve donüş yolunu bulamayın diye ateşi yok ettim. O ateşi bulabilseniz diye yalvarmak istediğim sesimi, çıkartmaya calıştığım an içimde erittim. Kalbimde ebediyen kalacak o şeker kokusunu alırsınız diye her gün gördüğünüz beni içimden öldürdüm. Olur da dilek tuttuğumu, umut ettiğimi düşünmeyesiniz diye yıldızlardan gözlerimi kaçırdım.Ben en çok kendimin o ışıksız odasından kaçtım. O ışıksız odanın kapısını her kapattığımda, ardında kalan sessizlik biraz daha ağırlaştı. Duvarlar, fısıldayamadığım cümlelerin yankısıyla kaplandı. Nefesim, eski bir şarkının kırık notaları gibi dağıldı havaya. Zaman, ellerime bulaşmış kan gibi kuruyup çatladı, ama izi hiçbir zaman silinmedi. Bir gün birisi gelir diye beklediğim eşiğin önünde, ayak izlerimin üzerinden defalarca geçtim. Toprağa gömdüğüm kelimeler filizlenmedi, çünkü ben onlara su vermeyi çoktan bırakmıştım. Artık yağmur yağsa bile, o kökler yerin altında birbirine sarılıp boğulmayı seçerdi. Biliyorum, kalbimin kapıları hâlâ orada duruyor ama anahtarlarını, beni tanımayan bir denizin dibine çoktan attım. Arkamdan koşabilecek kimse kalmasın diye, gittiğim yolları kendi ellerimle söktüm. Ve şimdi, yalnızlığımın ortasında, belki de en çok şunu fark ettim: Kaybolmak, bazen bulunmayı istemektir. İçimdeki son ışığı da avuçlarımda üfleyerek söndürdüm, çünkü artık karanlığa alışmış
Vasat insanlara göre nezaket saflık, kurnazlık ise zeka zannedilir. Oysa nezaket, idrak seviyesi düşük olana fazla gelir; kurnazlık ise zekadan nasibi olmayanın kendini avutma biçimidir.
İçimdeki fırtına, kör kurşunla diner mi :)?