-Küçük prens:Burada işim kalmadı en iyisi yokuma devam edeyim.
-Kral: Gitme dedi kral seni bakan yaparım
-Küçük prens:Hımmm ne bakanı
-Kral:Adalet bakanı
-Küçük prens:Ama yatgılanacak kimse yokki.
kaçsınız yaşındasınız?"
"onsekiz."
"hımmm, onsekiz... dilimizdeki en güzel kelime."
"insanlarla hep böyle mi konuşuyorsunuz?"
"evet. biri shakespeare'le aynı gezegende yaşamayı hatırlamalı.
“Hımmm... Adı da pek tuhafmış... Peki bu Burunov... çok fazla şeyinizi götürmüş mü kaçarken?”
“Hayır, hayır, burun... benim burnum yani... Kayboldu...”
"Nina," diye seslendi, "bizimki kadar tatlı bir hatıra saklayabilmek de hayatta bir kazançtır. Buluştuk, seviştik, visalin' tadını aldık, ayrılacağız. Ne kadar yaşasak, olacak bundan başka bir şey değildir. Kısa sürmesi de bizi hayal sukutundan kurtarmış, aşkımızın kuvvetini düşüp azalmak tehlikesinden siyanet etmiştir. Sevişmemiz dalında kemale eren bir meyve gibi tabii rengiyle, çeşnisiyle, kendi yapraklarına sarılı, kendi güneşi ve kırağısıyla lezzetli ve temiz kaldı; şehre inmedi; ağacında yedik. Tadını daima hatıramızda bulacağız."