Yarın neler olacaktı? Ölecek miydi, kalacak mıydı? Kalmak... İşte ölümden de önemli, ölümden de çapraşık ve zor olan mesele. Asıl mesele kalmaktı, günlerin getirecekleri ile boğuşmaktı, onlara yenilmemek veya onlara layık olmaktı, aşınmadan, bozulmadan, çirkinleşmeden, satılmadan ayakta kalabilmekti.
Sır, galiba işte bu unutulmaya mahkumiyeti bile bile maceraya razı oluşta, bu rızayı yaratan akıl ermez hakikatte idi, ölümü bir teselli saydıran imanda idi.