Harun MEMİŞ

Şimdi nefret bütün zevklerin açık ara en büyüğüdür. İnsanlar, aceleyle sever fakat boş zam anlarında nefret ederler
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Fakat tabiatımızın o sınır tanımaz bencilliğinin üzerine her insa­ nın yüreğinde az veya çok tıpkı bir yılanın dişi üzerindejoplanmış zehir gibi nefret, öfke, kıskançlık, kin ve kötülük topianmlştır. Tüm bunlar, zehirlerini akıtmak ve sonra da tıpkı zincirlerinden boşan­ mış bir şeytan gibi esip gürlemek için sadece bir fırsat beklemek­ tedir. Şayet bir insan, patlamak için büyük bir fırsat bulamayacak olursa en küçüğünden bile yararlanmak için tereddüt etmeyecek ve hayal gücünün de büyük yardımıyla onu büyüttükçe büyütecektir. Bu fırsat ne kadar küçük olursa olsun onun öfkesini ayaklandırmak için yeterli gelecektir
Her insan, içinde en başta ve en önde muazzam boyutlarda bir bencillik barındırır ki günlük hayatta küçük ölçekte ve tarihin sayfalarında da büyük ölçekte ortaya konduğu üzere hak ve adaletin sınırlarını en büyük özgürlükle ihlal eder. Avrupa’da kabul edilen bir güç dengesi gereksinimi, muhafazasının üzerine titrenmesinden de anlaşılaca­ ğı gibi insanın, yanında kendisinden daha zayıf bir insanı görür gör­ mez şaşmaz bir biçimde üzerine çullanan bir av hayvanından farkı olmadığını ortaya koymuyor mu? Ve günlük hayatın ilişkileri içinde d
Gerçekte vahşi ve korkunç bir hayvandan başka bir şey değildir insan. Biz, onu ev­ cilleştirilmiş ve dizginlenmiş haliyle tanıyoruz ki uygarlık dediğimiz şey de budur. Bu yüzden de arada bir gerçek tabiatı ortaya çıkarsa dehşete kapılıyoruz. Hukukun ve düzenin prangaları ve zincirleri ne zaman ve nerede çözülüp yerini anarşiye bırakacak olsa kendi kendisini bütün çıplaklığıyla ortaya koyar o. Fakat bu konuda bil­ gi sahibi olmak için de anarşinin gelmesini beklemek gereksizdir.
Zira bizim medeni dünyamız, şövalyelerle, askerlerle, eğitimli insanlarla, avukatlarla, rahiplerle, filozoflarla ve daha bilmediğim başkalarıyla karşılaştığınız büyük bir maskeli balodan başka nedir ki? Fakat göründükleri kişiler değillerdir bunlar; sadece birer maske ve kural olarak da onun arkasında daima servet avcılarıyla kar­ şılaşırsınız. Örneğin birisi maksatlı olarak barodan elde ettiği ve sadece bir başkasını daha sağlam ve kesin bir biçimde hezimete uğratabileceği hukuk maskesini geçirir yüzüne; bir başkası aynı ni­ yetle yurtseverlik ve kamu yararı maskesini seçer; bir üçüncüsü ise din veya öğretide arılık ilkesini benimser; birçokları İse her türlü amaç için zaten felsefe hatta insanseverlik maskelerini ve benim bilmediğim daha başkalarını geçirmiştir yüzüne. Kadınlar, nispeten daha önemsiz seçimler yapar. Kural olarak da ahlak, alçakgönüllü, evcimenlik ve uysallık maskelerinden istifade ederler. Ardından da tıpkı domino taşları gibi kendilerine belirli herhangi bir karakter at- fedilemeyecek genel maskeler gelir. Bunlara her yerde rastlanabilir: İnsanların iddia ettikleri nezaket, duygu paylaşmada içtenlik, yüze gülen dostluk bu türe dahildir.