Bruce Ellis'in bize özgü bu "sınıflandırıcı çiftleşme" modelini nasıl idare ettiğimizi göstermeye yarayan bir yöntemi vardır. Ellis, otuz öğrenciden oluşan bir gruptaki her bir öğrenciye almla-rma yapıştırmak üzere, numaralandırılmış birer kart verir: Her öğrenci diğerlerinin kartındaki sayıyı görebilmekte fakat kendi kartındaki sayıyı bilememektedir. Ellis öğrencilere bulabildikleri en yüksek sayı ile eşleşmelerini söyler. Alnındaki kartta otuz yazan öğrencinin etrafında anında uğultulu bir kalabalık olu şur: Dolayısıyla o öğrenci beklentilerini artırır ve herhangi biriyle eşleşmeyi kabul etmeyerek, nihayet yirmili sayılar arasında yüksek olanlardan biriyle eşleşmeye razı olur. Bu arada, kartında bir yazan öğrenci, otuz yazanı değerli olduğuna ikna etmeye çalıştıktan sonra, daha küçük sayılara bakmaya başlayacak ve giderek daha alttaki sayılara indikçe, düşük konumunu yavaş yavaş keşfederek onu ilk kabul edenle eşleşecektir: Muhtemelen iki numara ile.
Evrimciler ve sanat tarihçileri modanın tümüyle statüye ilişkin olduğu üzerinde hemfikirdirler. Giyim kuşam söz konusu olduğunda kadınlar modayı erkeklerden daha çok takip eder.
Bobbi Low y ü zlerce topluluğu incelem iş ve e r k e k süslerinin hemen her zaman mevki ve statüyle ilgili olduğu sonucuna varmıştır -olgunluk, kıdem, fiziksel yeterlilik, acımasızlık ya da gösteriş için tüketime düşkünlük- öte yandan kadınların süsleri evlilik ya da ergenlik statüsüne ve bazen de kocasının zenginliğine dair belirtiler ortaya koyar. Şüphesiz, Victoria döneminde yaşayan bir düşes, kıyafetlerindeki sınıf farklılığıyla kendi servetini değil, kocasının servetini vurguluyordu. Bu, eski kabile topluluklarında olduğu gibi, günümüzün kentli toplumlarmda da açıkça geçerlidir.
modanın nasıl her daim bir sınıf öykünme meselesi olduğunu tarihten örneklerle aktaran bir kitapta Quentin Bell şöyle yazar: "Modaya uygun kıyafetlerin tarihçesi sınıflar arasındaki rekabete bağlıdır. İlk sırada burjuvazinin aristokrasiye öykünmesi ve sonra da işçi sınıfının orta sınıflarla rekabet edebilme becerisinden kaynaklanan daha geniş ve yaygın bir rekabet... Bütün bu sistem maddi değerlere bağlı bir terzilik [iş] ahlakını barındırır."
Avcı-toplayıcı olduğumuz dönemden bu yana hiçbir genetik değişim olmamıştır, fakat günümüz erkeğinin zihninin derinliklerinde basit bir erkek avcı-toplayıcı kuralı yatar: Güç elde etmek için çabala ve sana vâris doğuracak kadınları ayartmak için bu gücü kullan; servet elde etmek için çabala ve gayri meşru çocuklar doğuracak diğer adamların karılarıyla ilişki kurmak için bu serveti kullan. Her şey bir adamın, değerli bir parça balık ya da balı kısa bir ilişki karşılığında komşunun çekici karısı ile paylaşmasıyla başladı ve bir pop yıldızının Mercedes'ine bir manken atarak gezmesiyle devam etmekte.