“That’s so terrible...”
“It was war,” Rlain said.
“Is that an excuse?” she asked.
“An explanation,” Teft said.
“One used to explain too much,” ... “It’s war, you say. Nothing to be done about it. You act like it’s as inevitable as the sun and storms. But it’s not. You don’t have to kill each other.”
“A man can’t hate himself because of what he’s done or not done,” Teft said. “I used to. Still try sometimes, but I keep reminding myself that’s the easy path.”
Coraline benim için çok özel. Animasyonunu izlediğim ilk günden bu yana aklımdan çıkmamış, küçükken epey korkunç bulduğum fakat büyüdükçe gotik havasına kendimi kaptırdığım bir hikaye. Coraline’ın bir kitabın uyarlaması olduğunuysa çok geç öğrendim. Okuma kararı alışımsa -ne yazık ki- daha da geç oldu. Ama iyi ki okudum.
Coraline bir çocuk romanı fakat ne kadar öyle hissettirdiği tartışılır, çünkü korku/gerilim ögeleri de içeriyor. Fakat elbette, bu ögeler çok ağır değil ve çocukların okumasında bir sakınca yok. Her şeyden öte, Coraline’ın oldukça güzel bir mesajı var. Romanın ana konusu cesaret ve roman içerisinde yapılan cesaret tanımının (yaş fark etmeksizin) her birey tarafından öğrenilmesi gerektiğine inanıyorum.
Neil Gaiman’ın üslubu harika. Çocuk romanı oluşundan ağır cümleler içermeyen, basit akan bir roman ama sizi yine de içine çekiyor. Kurgusunu çok yaratıcı bulduğum bir eser ve Gaiman kurguyu öz bir şekilde sunuyor. İçerdiği fantastik ögeler sahiden de hem iç ürpertiyor hem de yazarın hayal gücünü takdir ettiriyor.