Hollandalı tarihçi Johan Huizinga’nın yazmış olduğu Homo Ludens yani(Oyun oynayan insan) kitabında oyunbozan kişi için şunları söyler;
“Kurallara karşı çıkan veya bunlara uymayan oyuncu, bir oyunbozandır. Oyunbozan, sözde oyuncudan tamamen başka bir şeydir, aslında o oyunu oynuyormuş gibi yapmakta olan kişidir. Görünüşte oyunun büyülü çemberini kabul ediyormuş gibi davranmaya devam ettese de, gerçekte yaptığı onların adil oyun evrenini tahrip etmeyi sağlamaktır.
**"Elfâz-ı Kur'âniye ve tesbihât-ı Nebeviyenin lâfızları câmid libâs değil, cesedin hayattâr cildi gibidir, belki mürûr-u zamanla cilt olmuştur. Libâs değiştirilir fakat cilt değişse vücûda
Vilém Flusser şöyle öngörülerde bulunuyordu: Dijital cihazlarıyla insan, daha şimdiden yarı-maddi olmayan hayatını yaşıyor. Bu yeni yaşamın en karakteristik özelliği "ellerin atrofisi"dir. Dijital cihazlar elleri köreltiyor. Ama bu aynı zamanda maddenin yükünden bir kurtuluş anlamına da geliyor. Gelecekteki insan artık ellere ihtiyaç duymayacak. Artık hiçbir şeyi düzenlemek ve işlemek zorunda kalmayacak, çünkü maddi şeylerle değil, maddi-olmayan enformasyonlarla ilgilenecek. Ellerin yerini parmaklar alacak. Yeni insan, eyleme geçmek yerine sadece parmaklarını oynatacak. Yalnızca oynamak ve tadını çıkarmak isteyecek. Çalışma değil, aksine boş-vakit (Müße — dingin boş zaman) onun hayatını karakterize edecek. Maddi-olmayan geleceğin insanı, bir işçi, Homo faber değil, aksine bir oyuncu, Homo ludens olacak.
Geleceğin "parmağıyla kurcalayan, elsiz insanı", Homo digitalis, eyleme geçmiyor. "Ellerindeki atrofi", onun eylem becerisini elinden alıyor. Hem düzenlemek hem de işlemek bir direnci şart koşar. Eylem aynı zamanda bir direncin üstesinden gelmelidir. Ötekini, yeniyi, hâkim olanın karşısına koyar. Doğasında bir olumsuzlama barındırır. Onun için olan aynı zamanda bir karşıttır. Ama günümüzün pozitif toplumu her türlü direnç biçiminden uzaklaşıyor. Bu şekilde eylemlerin önüne geçiyor. İçinde sadece aynılığın farklı halleri hüküm sürüyor.
Huizinga, oyunu da Homo Ludens
kitabında şu şekilde açıklar: "Oyun, özgürce razı olunan ama tamamen emredici kurallara uygun olarak belirli zaman ve mekân sınırları içinde gerçekleştirilen, bizatihi bir amaca sahip olan, bir gerilim ve sevinç duygusu ile 'alışılmış hayat'tan 'başka türlü olmak' bilincinin bir eylem veya faaliyettir.