Kitabı elime ilk aldığımda klasik kişisel gelişim kitaplarından biri olduğunu düşündüm. Her ne kadar tam olarak klasik kişisel gelişim kitaplarından ayrılmasa da onlardan ayrılan bir çok yönü olduğunu belirtmeliyim. Öncelikle yazarın, okurları içi boş ve fazlasıyla şişirilmiş, hiçbir etkisi olmayan sözler söylemektense yetkinlik alanındaki bilgi ve birikimleriyle okurun karşısına çıktığını neredeyse kitabın her bölümünde görebiliyoruz. Yazar, kitabında psikoloji alanında yapılan çalışmalardan ve danışma kuramlarından destek alarak savunduklarını ve yazdıklarını bilimsel bir temel üzerine oturtmaya çalıştığını görebildim ve bunun yanında sosyoloji, felsefe ve özellikle din alanlarından da faydalanıp disiplinlerarası bağlantılar kurarak kitabını daha sağlam temeller üzerine oluşturmaya çalıştığını söyleyebilirim. Ayrıca yazar, kitabında modern ve gündelik yaşama değinmekten de geri durmamış ve özellikle gündelik yaşamın getirdiği yoğunluğa karşı kitabında dinginliğe, sakinliğe çokça yer vermiştir ancak biraz fazla yer verildiği için okurları gündelik hayatta daha pasif ve sürekli geri planda durma gibi bir düşünceye sürükleyebilir endişesini taşıdığımı belirtip kitaba dair eleştirimi yazımın arasına sıkıştırmak istiyorum. Ancak yazarın, kitabında her durumda ölçünün kaçırılmasının olumsuz bir şey olduğuna değindiğini unutmayalım.
Kitabın konusuna gelirsek, bir bütün olarak yaşam yolculuğundan söz ediyor. Bu yolculukta karşımıza çıkan engellere değinip ve bu engellerle başa çıkma stratejilerine değinmesinin yanı sıra bu yolda insanlara düşen, unutulan, ya da yapmaktan kaçınılan görev ve sorumlulukları belki de okurun hoşuna gitmeyecek şekilde açık ve anlaşılır bir şekilde sunuyor. Ve bana göre kitabın iyileştirici etkisi de bu yüzleştirici durumundan kaynaklanıyor.