Gereksiz işler ve boş sohbetler, zamanın en kıymetli ve en verimli bölümünü alır ve en sonunda insanoğluna kalansa kanadı kırık kısa bir yaşam oluverir. Bu kanadı kırık yaşam da sana öylesine bağlıdır ki sanki gerçekten seninmiş gibi hissedip bırakıp gidemezsin veya bir tımarhanede ya da bir hapishanede mahkûmmuşcasına yanı başında öylece oturur kalırsın.
İnsanlar hayat boyu biriyle yan yana yürür. Ama herkes kendi sessizliği içine gömülmüştür. Bir şey dese de, birinden ötekine hiçbir şey aktarmayan sözlerden öteye geçmez. Ta ki tehlike anına gelene dek! İşte o vakit herkes birbirine can olur, birden aynı topluluğa ait olunduğu fark edilir. Başkalarınında olduğunu bilmek insanı rahatlatır, yüzlere gülümseme kondurur. İnsan, daha yeni bırakılmış, denizin enginliği karşısında ağzı açık kalan bir hükümlüye benzer.
Yalnız para kazanmak için çalışırken, zindanımızı kendimiz inşa ediyoruz. Yaşamaya değer hiçbir şey sağlamayan o değersiz paramızla kendi kabuğumuza çekiliyoruz.