O’nun sabredenleri , şükredenleri , af dileyenleri ve mahzun kalpleri çok sevdiğini unutmayalım . Bir de şunu : Boşluk gibi görülen hiçbir şey yok aslında , bütün “areler” O’nunla dolu : “Ve lillahil meşriku vel magribu fe eynema tuvelliû fesemme vechullah.”
“Fakat neyi anlatabilirdim , kime anlatabilirdim ? İnsan neyi anlatabilir ? İnsan insana , insanlara hangi derdini anlatabilir ? Yıldızlar birbiriyle konuşabilir , insan insanla konuşamaz .”
Çünkü hadiselerle beraber biz de değişiriz; ve biz değişince mazimizi de yeni baştan kurarız , diyordu Tanpınar, Huzur’ da . Zaman …Hem acıyı hem ilacı barındıran muhteşem mefhum. Peki her şeye mi iyi geliyor zaman ? Sanırım kabul etmeliyiz , her şeye iyi geliyor . Üstelik hatırlatan , unutturan , affettiren , düşündüren , ibret aldıran taraflarıyla da insanı daima besliyor , büyütüyor . Belki de “zamana sövmeyin “ öğüdünün altında bunca sır vardır , kim bilir …