Kaç dil bildiğimi soruyorsun ya, bunun aslında hiçbir önemi yok. Bir dili konuşmanın, onu yaşamanın hazzı daha önemlidir. Ben bu işten haz alıyorum. Bir dili bazen çok güzel kullanabiliyorum; esprilerine, güzel laflarına başvurabiliyorum. Bazen o kadar değil. Bu çok hoşuma gidiyor. Ben zaten dilin bir şiir olduğunu savunurum. Bir dili konuşmak acting’dir, yani teatral bir şeydir. İnsanoğlunun en büyük icadı dildir diyeceğim ama belki de dil insanoğlunun icadı değil, biz onun yönlendirdiği bir organizmayız.
Yalnız kalamayan insanın düşünce ve gözleme kabiliyeti yarım oluyor. Bu yüzden ben insanlara yalnız kalmayı öğrenmelerini öneriyorum. Yalnız kalmayı bilmek iyidir, önemlidir; Türkiye gibi bir yerde avantajdır.
Hayatı macerayla, savaş alanlarında geçen bir insandı ama arazide geçen bu ömürde yüzlerce kitap okumayı da ihmal etmemiştir. Cephede bile kitap okumuştur. Çünkü Atatürk gerçek bir kitap tutkunudur.
Ne yaşadıysanız yüzünüze yansır.İnsanın yüzü bir kitap gibi okunabilir.İfadeniz bomboşsa da hiç bir şey yaşamadığınız fark edilir.Bundan kurtulmak mümkündür;yaşayın monotonluktan uzaklaşın,gezin,görün, keşfedin başkalarıyla ilgilenin, okuyun ,sevin.Bunları dolu dolu yapın ki izleri yüzünüze yansısın.Yüzünüz ifadesiz kalmasın.
Bir dil sadece gramer kitaplarıyla öğrenilmez. Farklı kaynaklar kullanmayı da bileceksiniz. Örneğin Batı dillerini öğrenmek için İncil faydalıdır. O dili konuşan çocuklar için yazılmış tarih kitaplarıyla, birtakım hatıratlar da çok işe yarar.