"Ruh ve beden ayrıdır, beden toprakta çürür, ruh görev yükselir; bu inanç, milyarlarca kişiyi kendine bağlamıştı. " Ölenlere üzülmeyin, çünkü o cennete gitti,"derlerdi; hele çocuklara... "İyi ama," diye geçiyordu içinden, " o çocuğun ya da sevgilinin bedeni de kıymetli değil miydi? Eline diken batsa, bir yerini kesse üzüldüğün o beden, birdenbire nasıl önemsizleşir? İnsan zihni bunu nasıl kavrayabilir? Bir sevdiğinin mezarını ziyaret ettiğinde, ikilem içinde kalmaz mıydın? Acaba o burada mı, yoksa başka yerde mi?"
"... insan insanın zehrini alır. Ama onu zehirleyenler de insandı; başka insanlardı, soğuk, uzak, acımasız insanlar. O zaman belki de doğru olan şuydu: Seven insanlar birbirinin zehrini alır, birbirine şifa olur, birbirini kurtarır."