Yarın o geldiğinde onunla buluşma yerimiz kent meydanı ya da AVM önü değil, tiyatro salonun önü olacak ve inanıyorum ki o andan sonra Shakespeare’in dili ortak dilimiz olacak. Ondan sonraysa bize kalan tek şey, bakır bir cezvede ama kısık ateşte kaynayan, bir Türk kahvesi kokusu misali ya da hırpalanan bir fesleğen kokusu misali yan yana güzel kokmak olacak.