Çoğumuzun hayali; cennet gibi bir dünya.
Sıkıntısız, dertsiz, tasasız, hastalıksız…
Peki dünyada cenneti yaşayabilmek, bu huzuru her daim hissedebilmek mümkün mü?
Sanırım öncelikle burada kalıcı olmadığımız ve buranın cennet olmadığı gerçeğini kabul etmek gerekiyor.
Ve sonrasında başımıza gelen iyi veya kötü her olay ve durumda Rabbimizin bir iradesinin olduğunu, bir hikmet barındırdığını bilmek; şikayet ve isyandan ziyade şükür ve sabırla karşılamak ve bakış açımızı daima İslam’ın yönlendirdiği biçimde şekillendirmek bizi aradığımız huzura adım adım yaklaştıracaktır.
En büyük musibet ve sıkıntılarla imtihan edilen fakat bir o kadar da huzurlu ve sükunetli yaşayan peygamber ve evliyaların hayatları da buna en büyük örneklerdir diyebiliriz.