güz geldi yine.soğuyor yaprakların yüzleri. gökyüzü sanki ardını dönüyor. bulutlar sessizleşiyor gönlümü hüzne boğmak istercesine. kararıyor gün.her yazın bir de kışı olacağına olan inancım kaplıyor yüreğimin her bir köşesini. gözlerim hep buğulu bakıyor etrafına. anlatabilmek laneti. derdimi anlatabilmek. kelimeler sıraya diziliyor ağlak cümlelerimde yerlerini alabilmek için. fakat diyor gönlüm. fakat bir düşün, dur ve biraz düşün. ağlak cümlelerinin karşılığını alabilecek misin? yoksa her biri havada bir süre asılı kalıp buharlaşacak birer su damlası mı? hayır diyorum. kendimle konuşabilme ve ortak noktayı bulma meziyetimle gurur duyarak. hayır. boşlukta buharlaşmayı bekleyen birer su damlası değiller. onlar yüreğimden birer iz taşıyorlar. her biri yüreğimin küçük aynacıkları. onlara sarılıyorum gözlerimi kapayarak. benden çıkmış ve bana geri dönmüşlercesine sarılıyorum. hoşgeldiniz yeniden bana. yoruldunuz sizi anlayacak bir çift göz ararken. buyrun dinlenin yüreğimin en güzel köşesinde. size ikram edecek yalnızca bir parça hüznüm var. mezesi de gözyaşlarım. neşemi soracak olursanız, o nadir bulunur gönül otağımda.bazen karanlıkta dudak kıvrımlarımda,bazen ağlayan gözlerimin parıldayan pınarında.elde olan budur gönül dostlarım.layığınız bu değil elbet ama elden gelen budur. sizleri de hayli yordum yorgun cümlelerimle. siz biraz zihin karmaşamda dolaşadurun.benim anlatacak yorgun ve ağlak çok cümlelerim var.onlar da beni bekler.