264 syf.
·
Puan vermedi
千Ü匚ㄩ尺 Kelime anlamı "ahlak düşüklüğü" Kimsesiz kalmış Ali'nin Celal adında yaşlı bir adamı gözünü kırpmadan öldürmesiyle başlıyor hikayemiz. Sonra Ali'nin dünyaya gelişi ve hapis hayatı arasında geçiyor sayfalar. Kimsesi kalmayan bu gencin bebekliği, çocukluğu, gençliği derken darbeyi son sayfalarda alıyoruz. Anılarını, kavramlarını kokularla bağdaştırmış. Peki onu bu cinayeti işlemeye iten neydi diye merakla çeviriyorsunuz sayfaları. Minik mesajlar, acı gerçekler derken bir hüzün bir öfke gidip geliyorsunuz. Kurgu bir yerlerde yaşanmış, yaşanıyor ya da yaşanacak kadar gerçek. Öyle acı gerçek ki neresinden tutacağımı şaşırdım. Çok defa duyduklarımı okumak daha tesirli oldu. Tabiri yerindeyse yıktı geçti ruhumu. Hüzün dolu Ali'nin hikayesini mutlaka okumalısınız. Çocuk hasreti çeken Zeynep ve Kemal çiftine Yasin isimli genç bir polis onlara evlatlık bebek bulduğunu söyler. Çift bu mutlu haberin sarhoşluğunu yaşarken bir gece, kucağında bebekle çıkagelir Yasin. Bebeğe Ali ismi verilir ve yıllar geçer. Annesi bildiği Zeynep trafik kazasında, babası bildiği Kemal akciğer kanserinden ölür. Ölmeden önce Ali'ye bütün gerçeği anlatır. Elinde Polis Yasin ismiyle yapayalnız kalır ve geçmişini aramaya koyulur genç Ali. Eh bundan sonrası kitapta efendim. Gönül rahatlığıyla tavsiyemdir. Son olarak kitabın geliri kadın sığınma evlerine gidecektir. Bu bilgiyi lütfen göz ardı etmeyiniz. Sevgiyle ve kitapla kalın
Fücur
FücurC. Fırat İzgi · Yediveren Yayınları · 202318 okunma
Ağlamak ki zekâtıdır tüm anlatamadıklarımızın..
Yaşamak istiyorsa bağıracak. Yaşamak istiyorsa meydanlara çıkıp bağıracak ; radyoların ,televizyonların ,bankaların, klaksonların sesini kısıp bağıracak. Konuşacak . Ağlayacak.
Kaç sigara daha içilir ve kaç uçurum daha ölçülür. Kaç bardak çıkar hüzün çaydanlığından. Zulası yok ki hayatın biraz neşe saklayalım. Bir ah çekimi kadar daha yaşayabilirsem yaşarım başım ellerimin arasında, fakat yüreğim sığmıyor şu koca dünyaya...
Ne kadar hüzün geçmişse dünyadan Ne kadar acı geçmişse yaşayacağız Hepsini yeniden, bir bir dünyada
AKŞAMIN AHENGİ
Zamanı geldi işte saplarında ürperen Her çiçek orada bir buhurdan gibi tüter; Akşamın havasında gezer kokular, sesler; Bir yorgun baş dönmesi ve bir vals hüzün veren! Her çiçek orada bir buhurdan gibi tüter; Titrek keman bir yürek gibidir acı deren; Bir yorgun baş dönmesi ve bir vals hüzün veren! Gök hazin ve güzel bir büyük sunağa benzer. Titrek keman bir yürek gibidir acı deren, Seven yürek geniş ve siyah hiç'e kin duyar! Gök hazin ve güzel bir büyük sunağa benzer! Güneştir pıhtılaşmış kanında hep can veren. Seven yürek geniş ve siyah hiç'e kin duyar, Aydınlık bir geçmişin izlerini içeren! Güneştir pıhtılaşmış kanında hep can veren... Hatıran bende kutsal bir kap gibi parıldar!
Yine hüzün düştü nasîbe...
Ah İstanbul! Kalbimin ince sızısı... Kimi sevdasını emanet eder güzelliğine. Kimi seyrine daldığında her şeyi unutur. Lakin ben emanetimle, sana yüklenecek değilim. Ama sen asaletinle, her baktığımda; anlamlandıramadığım ama bir o kadar anlam yüküyle karşılıyorsun beni. Hüzün bulutların her an yağmur bırakabilir çorak yüreğime. Senle yeşillenmek ne güzel olurdu. Bahar görmemiş şu kuru gözlerime...
İbn Sina, aşkı, insanın karşı cinsten birinin yüz çizgilerini , el kol devinimlerini ve davranışlarını durup durup düşünmekten doğan sürekli bir hüzün düşüncesi olarak tanımlıyordu.
Sayfa 452 - Sina, ilaç olarak iki sevgiliyi evlilik bağıyla birleştirmeyi öneriyordu; o zaman hastalık geçiyordu.Kitabı okudu
250 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.