"rüzgar essin, fırtına benim." demiş shakespare. 2 mayıs saat 9:30, rüzgar essin fırtına benim diyorum bende sana. Estirmişsin sen o rüzgarı, fırtına olarak gelmişim ben hayata 15 yıl önce. Bugün benim doğum günüm, hem sarhoşum hem yastayım canım evren. Doğum günlerine niye bu kadar önem veriyorum bilmiyorum ama bence herkesin gerçek yüzünü gördüğüm nadir günlerden biri 2 mayıs. Bazıları tam ertesi güne geçtiğimiz 00:00 dakikalarında yazar, onları kaybetmemek gerekir. Bazıları sabah olduğunda yazar, unutulmazlardır. Bazıları hiç yazmaz, unutulmalıdırlar. Bundan 40 yıl sonra eğer yaşıyor olursam, hiç bilmediğim bir yerin camından dışarı bakarken, 2 mayıs günü kendini göstermeye başladığında yine içimdeki ağlama hissi beni bulucak eminim. Hatta ve hatta bu iki katına katlanıcak. Çünkü özlem duygusu her geçen gün bedenimi saracak, her ne kadar reddedilsede bu böyle. Oyuncu olmak istiyorum, oldur be hayat. Bari bunu yaşat. Bir iki kitap yazayım, dursunlar evimin en özel köşesinde. Dünyaya yayılsın sesim, yüzüm, emeğim. Bunu istemem sanata olan bağlılığımdan mıdır bilmem ama gerçekten istediğimi bilirim. Yaşamım boyunca korktuğum ama yaşamak zorunda olduğum şeylerden biri olan hali yaşadığımda, yaşlandığımda soldurma beni. Kalsın içimdeki o sanat isteği, yaşam isteği. Yoldan geçen insanlar beni gördüğünde "yazık ya, yardım edeyim şu teyzeye. Taşıyamıyordur şimdi elindeki poşetleri." demesin. "Ben neleri taşıdım, bir bilsen yavrum..." dedirtmesin evren bana. Off uzatma be kızım, doğmuşsun işte bir şekilde. Kazanmışsın onca embriyo arasından yarışı. Memnun olmasan bile bu senin kaderin. İyi bak kendine sadece canım kendim, yoksa ileride çok pişman olucaksın.