Bilerek alaycı bir tavır takındığını; bunun, içekapanık, kusursuz yürekli insanların, ruhlarına kabaca, ısrarla girmeye çalışıldığında gururlarından, size içlerini açmakta son ana kadar direndiklerinde, duygularını açıklamaktan korktuklarında son başvurdukları bir savunma sistemi olduğunu anlayamamıştım.
Onların birbiriyle kaynaştıkları gibi öyle kolayca kaynaşamazdım onlarla. Daha ilk günden nefret etmeye başladım onlardan, içime kapandım; ürkek, hırpalanmış bir çocuğun sınırsız gururuna gömüldüm.
Sınırsız kibrim ve belki de aşırı titizliğim yüzünden oldukça sık, iğrenmeye varan azgın bir hoşnutsuzlukla bakıyordum kendime, bu nedenle de herkesin bana öyle baktığını sanıyordum.