Allah'ın kelamı insanlığa indirildiğinde, ilk yankısı bir kadının kalbinde karşılık buldu. Vahyin ilk muhafızı, ilk şefkat eli, ilk iman sığınağı Hz. Hatice oldu.
İlk ilâhî mesaj, kadını dışlayan bir sesle değil, kadının kalbinde yankılanan bir merhametle başladı.
Bir zamanlar Hz. Hamza'nın gece ve yıldızlar eşliğinde hakikat yolculuğunun zemini olan çöl ufkunu, plazalar ve yüksek oteller kaplıyor. Londra'daki Big Ben'den esinlenerek yapılan dünyadaki ikinci yüksek bina olan Mekke Saat Kulesi, imha edilen Osmanlı kalesinin ve camiden yüksek ev inşa etmeyen bir mimari edebin yıkıntıları üzerinde yükseliyor.
Mekke ve Medine’de Peygamberimizle ilgıli olan ne varsa bir buldozerin görüş alanına emanet. Hz. Hatice'nin evi üzerine umumi tuvaletler inşa edilmiş, Hz. Ebu Bekir'in evinin mekânı Hilton otelinin sınırları içinde kalmış. Ama haklarını yemeyelim, Mescidi Haram'ın mahremiyeti yerle bir edilirken Starbucks'ta kadın-erkek ayrı hizmet veriliyor.
Bazen Hatice'nin yüreğini dinledim, minnet gördüm; bazen gülümün kalbine baktım şükür okudum. Aşkın saygıdan, dostluktan, mahremiyetten, paylaşmaktan ve ortak düşünceden ibaret olduğuna böyle karar verdim.