Su Üstüne Yazı Yazmak ...Amerika'da doğan ,Amerika'da yaşayan Muhyiddin Şekur'un tasavvufla tanismasini ve bu tanisiklik sırasında Mursid'inden aldığı derslerle dönüşümünü ve manevi gelişimini konu alır .

Öncelikle ilk defa "tasavvuf" türünde bir kitapla tanışmış oldum.Şeyh-murid kavramları bana her ne kadar uzak kavramlar olsa da kitabın ruhundan ,Ramazan'ı da vesile kılarak istifade etmeye çalıştım.Sertlikten hoşlanmayan birisi olduğum için yazarın büyük büyük laflar etmeden ,ümidi soluklamasi ,şefkatle her şeye rağmen kucaklayici olması açısından ,kalbi yumuşaklık vermesi açısından değerli buldum bu eseri.Ancak bu kitabın da okunması için manevi bakımdan belli bir olgunluğa ulaşılması gerektiği kanaatini taşıyorum.Hedonist yaşam şeklinden birazcik olsun uzaklaşarak kalbimizin farkına vardigimiz,kalbilestigimiz şu günlerde, kitabın olay orgusunun de Ramazan'a denk gelmesi müthiş bir tevafuk oldu benim açımdan.Sufizm ile yazarın kendi marifet ufkuna göre kulluk derinliğine ,arayışına ,pismanliklarina şahit olacaksınız.Kitapta altını çizdiğim ,hayatta motto olabilecek o kadar yer oldu ki zaman zaman bu kaynağa basvurup yudumlamak istiyorum .


Nasıl ki yaşamın içinde her şeyin bir hikmeti ,kalbi hatirati var ise başımıza gelen musibetlerin ,gelişmelerin de enfusi dairemizde bir karşılığı vardır.Ancak dünyayı tamamen kalbimizde taht kurdurdugumuz için biz bunu yorumlamaktan veya bir hikmetinin olduğunu yormaktan çekiniriz .Bağlı olduklarimizla ayrılmak, bagliligimizin şiddeti nispetinde acı verdiği için gerçeklerle yüzleşmek de nefsimize ağır gelebiliyor.Oysaki gözümüzü perdeleyen dünyayı terk etmeyi basarabilirsek,"dünyalı " olmaktan bir nebze vazgecebilirsek şayet "Mahlukatin soluklari sayisinca Allah'a giden yollar var!" dusturunca her durakta nefes alıp kalbimize dönüş yapabilir ,bakışlarımızı O'na odaklayabiliriz .


Kitaptaki beni çok etkileyen hazinedar Ayaz'in satılacak bir köle durumundayken hazinedarliga yukselisinin kalbinde makes bulmamasi için eskiden sahip olduğu fakirlik kıyafetini giyerek aynaya bakıp öz kimliğini kendisine hatırlatması ,bir hiç olduğunu ,acziyetini kabul etmesi; hayatı kral gibi yaşayıp kendi iktidarimizi sürdürmeye çalışan bizlere kendi Sultan'imizin huzurunda nasıl durmamiz gerektigiyle ,kalbimizin hazinedarina karşı nasıl bir duruş sergilememizle alakalı kulaklara küpe olması gereken ders niteligindeydi.

En çok aslında kendimizi ihmal ediyoruz.Kendimizden vazgeciyoruz.Kulluktan yana yorgunluk yaşıyoruz.Muslumanliga çok avamca yaklaşıp ,kendi kalbimizde siglastiriyoruz.Ibadetlerimizde bile bıkkınlık var maalesef. Kırılacak cam parçalarına elmas fiyatı vererek "ebed" için yaratilisimizi çok ucuza satıyoruz.Ibadetler şeker şerbet yudumlar gibi zevk vermiyor bizlere.Neden duymuyoruz ?Neden heyecan yok ?Oysaki gülücükler saçan,gözümüzü boyayan makyajlı dünya kime ait olmuş ki ? Gerçekten kalbimizin ve ruhumuzun bakıma ihtiyacı var.Seklimizi semalimizi varlık aynasında seyretmeye ,yaralarimizin,kiriklarimizin Kudret eliyle nasıl sarıldığını gozlemlemeye ihtiyacımız var.Hayatımızda rahmetin tecellerinin izini sürüp kitaptaki gibi teslimiyet zor da olsa Sanatkarimizin bize bicmis olduğu değeri biçmek için kendi sigligimizdan kurtulmamiz gerekiyor.Her şeyden ziyade kalbimize karşı saygılı olmak mecburiyetindeyiz.


Hallaci Mansur'un "Aramızda tek bir perde var Ya Rabbi .O da benim.N'olur benden ben'imi al" dediği gibi içimizde köpürüp duran ,bitmek bilmeyen arzu kuyularimizda bogulmamak için "terk" şart .Neyi terk peki ? Rabbimizle muhabbetimize mani olan her ne ise ...Makam mi,evlat mı,para mı,villa mi ? Herkes bagimliliklarini ve zaafını çok iyi bilir emin olun.Neleri gözümüz kapalı ağrısız sancisiz bir şekilde,gölgesine kanıp aslına,faniligine aldanıp ebedi bir dünyaya karşılık,nimet icre nimetleri oburca sadece burada tuketip feda ettik ?!!!

Oysaki sürekli suçu isnat ettiğimiz,hatalarımızı yukledigimiz içimizde ayrı bir varlık varmis gibi düşündüğümüz nefsimiz ,nefes anlamına gelen nefsimiz, yerine göre sinirlarimizi astigimizda "el freni" misali hayra teşvik edip kötülükten de alikoyarak nurani bir helozonla hayat ufleyebiliyordu bizlere !!!

Yine yazar en güzel saflastiricinin "ateş" olduğuna dikkatleri çekip ,iç derinligimizde yaşayacağımız varoluş sancimizin ,izdirabimizin kim bilir pismanliklarimizin bizi Vadedilen Yer'e goturebileceginin söylüyor.Hz.Meryem validemizi bir hurma ağacına yaslanmaya sevk eden doğum sancısı,Hazreti Yakub’un gözlerine perde indiren hasret,Hz.Eyyub'a(as)“Ya Rabbi, zarar bana dokundu, Sen Erhamü’r Rahimim’sin.” dedirten hastalık ne ise bizlere de derinlik
kazandıracak,yakinlastiracak hüzün ağrısı da odur .Yeter ki bizler de Hz.Musa(as)'daki gibi "Ateş elde etmek için gitti öyle bir ateş gördü ki ateşten vazgeçti " teslimiyetinin zerresi bile olsa eşyanın bağrında saklı hikmetlerin hadiseler calkalandikca açığa çıktığına canı gönülden tereddüt etmeden inanalım.O zaman sancilarimiz bizde bir manevi doğuma,amudi yükselişe dönüşebilir belki.Rabbimiz sabrettiklerimize mukabil bize burada tattirdigi leziz nimetleri ilahi ikram olarak ahirette de tattirir İnş.


Ve işte o zaman tüm kırık ve yıkık yüreğimizle saraylara bile degisemeyecegimiz hüzün kulubemizle bizi birakmayan ,hatirimizi gören Rabbimiz bizlere ne harikuladelikler sunacaktir.Hatta bir adım daha yukarı çıkıp tüm bu harikuladeliklere “Değildir bu bana lâyık, bu bende; bana bu lütf ile ihsan nedendir! sırrıyla "Ben istenmesi gerekli olan şeylerin en büyüğünü istemiştim. Ben Seni istemiştim. Sen benim ol, başka hiçbir şeyim olmasa da olur. Çünkü ancak Seni bulursam her şeyi bulmuş, Seni kaybedersem işte o zaman her şeyi kaybetmiş olurum kulluk suuruyla dopdolu yasayabilsek.Ahh ...Uyuklamaya ve uyusukluga sürekli meyyal nefsim, ahh nefsimi yanlis yonlerde kullanan gayretsiz heyecansiz iradem !!! Rabbim emanetini kabzetmek zamanına kadar bizleri emanetinde emin eylesin.Aklı midesine,kalbi nefsine,ruhu cesedine hakim olan kullarından eylesin .

Bu kitapla tanismama vesile olan ,sayelerinde ilk defa tasavvuf konusunda az çok bilgi sahibi olabildiğim Eylül Türk Hanım ve Derya (Bahir) DENİZ'ya çok teşekkür ederim.

https://m.youtube.com/watch?v=iPYVcAmgfHI

Keyifli okumalar ...

Şerife Karakaya, Arzın Kapısı Kudüs - Mescid-i Aksa'yı inceledi.
20 May 22:07 · Kitabı okudu · 6 günde · Beğendi · 10/10 puan

Dünyadaki en büyük hasretim KUDÜS... Bu kitap hasretimi kat be kat artırdı ve hiç bilmediğim birçok bilgi kattı bana. Yazar adeta Mescid-i Aksa ve Kubbetü's-Sahra'nın çevresini karış karış gezdirdi. Kitabı okuduğum süre içinde çok güzel bir seyahatteydim desem yeridir.

Kitabın içeriğine gelirsek; kitap iki bölümden oluşuyor.
1. MESCİD-İ AKSA AVLUSU
2. KUBBETÜ'S-SAHRA AVLUSU
Yazar her iki bölümde de medreseler, kütüphaneler, müzeler, kısacası bütün eserler hakkında detaylı bilgiler vermiş. Tarih boyunca birçok devlet ve medeniyetin bu topraklarda yaşadığını göz önünde bulundurursak, hangi eser hangi devlete ait tespiti çok zor olsa gerek. Müslümanlar için ilk kıble, Hristiyanlar için Hz. Zekeriya'nın şehit edildiği ve Hz. Meryem'in ikamet edip yetiştiği yer, Yahudiler için ise Hz. Davud ve Hz. Süleyman ile başlayan bir dizi hadisenin cereyan ettiği yer olması bakımından önemlidir. Üç din için kutsal olan bu mekân, haliyle paylaşılamamış ve tarih boyunca bu topraklar üzerinde savaşılmıştır. Her devletten ayrı bir eser bulunmaktadır. Yazar Hz. Muhammed'in (s.a.s) Mirac'a yükselmesine de geniş bir yer vermiş.

Genelde not alarak okumasam da eser isimleri, kişi isimleri çok fazla olduğu için not alarak okudum. Bu kitabı bir kere okumak kesinlikle yeterli değil. Yakın zaman planlarım içinde (nasip olursa) Kudüs ziyareti var ve tekrar okumam gerektiğini düşünüyorum. Ben çok severek okudum. Okumak isteyenlere keyifli okumalar...

MAVİ DÜŞ - OKURGEZER, bir alıntı ekledi.
17 May 11:31 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Allahu Teala hz İsa'ya şöyle demektedir: ey Meryem'in oğlu! Kendi nefsine öğüt ver. Eğer o öğüdü kendine uygulamışsan, artık onu başkalarına anlatmaya başla. Değilse benden utan...

Hayata Gülümse, Sıtkı Aslanhan (Sayfa 51 - Hayat)Hayata Gülümse, Sıtkı Aslanhan (Sayfa 51 - Hayat)

İmran ve Hannenin kızı Hz. Meryem. İyiliğe adanmış bir kul. Hz. İsa'nın annesi. İffet ve ismet madeni.

İmran ve Hanne'nin çocukları olmamıştı. İhtiyar zamanlarında Allah'tan dilekte bulundu: 'Eğer bana bir çocuk ihsan edersen, onu Beyt-i Mukaddes'e hizmetçi olarak vereceğim'
Dualarının karşılığı olarak Hz. Meryem dünyaya geldi. Bu bir kızdı. Beyt-i Mukaddes'e yalnız erkekler hizmette bulunurdu. Bunun üzerine Hanne Meryem'i, kız kardeşinin eşi olan Zekeriyya Paygambere emanet etti.

Meryem'in günleri ibadet ve hizmet ile geçerken bir gün cebrail (as) insan kılığında çıkageldi. Ve olacak olanları haber verdi.

Hz. İsa dünyaya teşrif ettiğinde, Hz. Meryem'i iffetsizlikle suçladılar. Hz. isa o an Allah tarafından beşikteyken konuşuverdi. Ve o anda çoğu kimse inandı. Ama ne kadar mucize olursa olsun bazı kalpler karanlıklardan asla kurtulamıyordu. İnananların bir kısmı da sonradan inanmaktan vazgeçiyordu.

Hz İsa Kuran'a göre şöyle söylüyordu:
"Ben gerçekten Allah'ın kuluyum, bana kitap verdi ve beni bir peygamber yaptı. Beni her nerede olsam mübarek kıldı ve yaşadığım müddetçe bana namazı, zekatı emretti." / Meryem, 30-31
Hz. İsa ne yaparsa yapsın birkaç kişi hariç inanmıyorlardı. Mucize istiyorlar ardından da bu apaçık sihirdir diyorlardı. Babasız çocuk olmaz diyorlardı. Hz. Adem'in babasız olduğunu unutuyorlardı.
Kendi peygamberlerini, Zekeriyya Peygamberi dahi katletmişlerdi. İsa Paygamberi de katletmek istiyorlardı. Ama başarılı olamadılar. Kendi tuzaklarında helak olup yok oldular. "Ve öyle bir harika-i kudretin kadrini yükseltmek isterken Halik-ı Kainat'ın ülûhiyetini, vahdaniyetini, beşeri ahvâlden mümezzeh olduğunu inkâr ediyorlardı.
İşte Kurân-ı Kerim bu mübarek ayetleriyle o sapıklar taifesinin yüzüne müthiş bir şamar vuruyordu.
Hz. İsa, Allah'ın kulu ve resulü idi. Hz, Meryem'in de oğluydu."

Zafer, bir alıntı ekledi.
12 May 00:40

Kâ’b el-Ahbâr (radıyallahu anh) şöyle demiştir: Allah Teâlâ, hûru’l-îyni (cennet hûrilerini), yüz ve endam güzelliğiyle eşsiz bir şekilde yaratınca, melekler, “Ey Rabbimiz ve Efendimiz! Hûru’l-îyn’den daha güzel bir varlık yarattın mı?” diye sordular.

Hak Sübhânehû ve Teâlâ şöyle buyurdu: Dört kadın yarattım. Onlar bütün âlemlerdeki kadınların efendisidirler. Onların, hûriler üzerine büyüklüğü ve güzelliği, güneşin yıldızlar üzerine yüceliği ve güzelliği gibidir. Bunların biri Hz. Âsiye Hatun, biri Hz. Meryem, biri Hz. Hatice ve biri de Hz. Fâtıma’dır (radıyallahu teâlâ anhünne ecmaîn)

Envarül-Aşıkin, Ahmed Bican YazıcıoğluEnvarül-Aşıkin, Ahmed Bican Yazıcıoğlu
Nikbin, bir alıntı ekledi.
07 May 23:43 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

Zekeriya Aleyhisselam'ın şehit edilmesi
İsrail oğulları Zekeriya Aleyhisselâm hakkında: "Hz. Meryem'i, Zekeriya'dan başka, kimse hamile bırakmış olamaz! Onun yanına, hep o girer, onun yanından da o çıkar dururdu!" dediler.
Zekeriya Aleyhisselam'ı öldürmek için aramaya başladılar.
Zekeriya Aleyhisselam onlardan kaçtı ise de, sonunda kendisini yakaladılar ve şehit ettiler.

Peygamberler Tarihi, M. Asım Köksal (Sayfa 299 - Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları (2.Cilt))Peygamberler Tarihi, M. Asım Köksal (Sayfa 299 - Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları (2.Cilt))
•Muhayyîr•, bir alıntı ekledi.
07 May 22:35 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Peygamber (s.a.v.) Fâtıma (r.a.)’ya da şöyle demiştir: “Sen, İmrân’ın kızı Meryem hariç, Cennet’teki kadınların en üstünüsün.''

Hz. Muhammed'in Hayatı, Martin LingsHz. Muhammed'in Hayatı, Martin Lings
ayşenur büyük, İffet- i Kalp'ı inceledi.
06 May 09:50 · Kitabı okudu · 10 günde · Beğendi · 8/10 puan

Hz.meryem'i "iffetini en güzel koruyan" roman şeklinde anlatmış.Meryem olmanın, velayet mertebesinde bir 'kul' olmanın, en büyük peygamberlerden birini yetiştiren bir 'anne' olmanın öyküsünü anlatıyor. Roman okumayı sevenlere tavsiyedir.
"Ey insanlar! En çok düşündüğünüz, en fazla kıymet verdiğiniz Rabbimin emir ve yasakları olsun. Onlara tam uyun!
Ahiret için Onun rIzasını azık tutun.
Nafile ibadetlerle Ona yaklaşın ki sizi sevsin.
Rabbimizden başkasına dönmeyin.
Belalara sabredin!
Kazaya razı olun!
Onun rIzası sizin itaatinize bağlıdır.
Ona yakın olun!
Zikrini dilinizde daim edin.
Muhabbeti kalbinizde daim olsun.
Kalbiniz haşyetinden ölecek gibi olsun.
Onun rızasını kazanmak için geceleri kollayın, uyumayın.
Dünyadan ve dünya ehlinden uzak durun.
Dünya lezzetlerini dünyayı sevenlere bırakın.
Tatlı ve yumuşak sözlü, açıkça selam verici olun.
Herkes uyurken uyanık bulunun.
Gafiller gülerken gözünüze hüzün mili ile sürme çekin
Dünyadan maksadınız ahireti kazanmak olsun.
Dünyada yetecek kadarla yetinin.
Amellerinizden mesul olacaksınız, unutmayın.

Cennetle müjdelenen hanımların yolundan gitmek için güzel bir kitap. Hz. Sümeyye (r.an) okurken gözyaşlarıma hakim olamadım. Nasıl yaşamışlar, neleri sevmişler, neleri göz önünde bulundurmuşlar. Herbiri altın, herbiri birer inci. Onlar gibi olmak duası ile.