• Her sayfasını gözlerim dolu dolu okudum, bir günde bitirdim kitabı elimden bırakamadım. Hz. Meryem'in hayatını bu kadar duygu yüklü anlattığı için Nuriye Çeleğen'e teşekkürü borç biliriz :)
  • Hz. Meryem'in doğumundan başlayarak Hz. İsa'nın dünyaya gelmesine,büyüyüp yetişmesine kadar her şey romanın bütün incelikleri ile okuyucusuna sunulmuş.
    Kuran ve hadislerle delillendirilmesi çok güzel olmuş, hem öğretici hem şiirsel anlatımı sayesinde insan kitabı okurken sıkılmıyor. Bilakis daha da okuyası geliyor.
    Şahsen çok etkilendim.
    Sibel Eraslan ilk defa okudum ve beğendim.
    Naçizane ilgilisine tavsiyemiz olsun..
  • "Hz.Meryem'e göre ölüm,ruhun sonsuzluğa açılan kapısıydı."
  • İlk Aşık Allah’tır. Resulünün ruhunu kendine mirad edinmiştir, yani ayna. Aynaya düşen görüntü Allah’a isim olmuştur; Aşk. Bunun içindir sevdiren sevdirmeyince seven sevemez diyoruz ya veya sevende o sevilende. Diğer esma bütün mahlukat içinse Aşk ismide aşıklar içindir. "Habibim / Sevgilim" hitabının karşılığı ne olaki?;

    AŞK AŞK AŞK!
    Yani daha açıkcası zahirde sevgilinin göbek adını ona en yakın olanlar bilmez mi? Buraya odaklan teşbihte hata olmaz buraya odaklan anlarsın.

    Bir Sümeyra Hanım var Medine’de Resulullah'a (s.a.v.s) Aşık. Resullah'ın dişi kırılıp, ağzından kan geliyor. Bu haber Medine’ye 'Resulullah şehid oldu' diye ulaşır. Sümeyra hanım evinden fırlar Uhud’a doğru koşmaktadır, önüne çıkan herkese Resulullah'ı sorar ancak kimsenin kesin bir bilgisi yoktur.

    Biraz ileride birisini görür ilerde şehit olmuş yatan oğlunu gösterir Sümeyra Hanıma, o hiç umursamaz ve sorar;
    "Resulullah'tan ne haber?!" Haber alamayınca koşmaya devam eder diğer oğlu ve babası da şehitler arasındadır onları gösterirler yine umursamaz;
    "Resulullah'tan ne haber?!" diye sormaktadır her önüne çıkana. Nihayet O'nun (s.a.s) sağ olduğunu görünce, ellerini kaldırarak:

    “Şükürler olsun Allah’ım O (s.a.s) sağ ya bugün benim bayramım” der ve mutluluk göz yaşları döker.

    Şimdi bir evli kadın mahremi olmayan bir erkeğe nasıl aşık olurmuş diyen kalın kafalı sana diyorum, dinle;
    Sümeyra Hanım evli bir kadındır ama Resulullah'a Aşıktır. Çünkü Aşk kimseye davetiyeyle falan gelmez, geldiğinde de medeni halini sormaz. Yaşını başını hiç sormaz. İşini maddi durumunu bilmez hatta cinsiyeti de onu hiç ilgilendirmez o Aşk gelmişse sadece Aşık olur. Ölüm geldiği zaman ölündüğü gibi. Hâliyle babasından, annesinden, kardeşinden, kocasından, karısından izinde almaz. Sadece Âşık olur.

    Bunları anlamayacağını biliyorum takipçilerimi tenzih ederim vede tabi kalbi sevgiye aşka mühürlenmemiş olanları onlar anlıyor da tabii. Beni anlamamakta hala ısrar eden bir güruh varki onların Aşk deyince aklına sadece çeşitli nefsani duygulardan başka bir şey gelmez. İşte onlara bu dar imkanlarlada olsa anlatamaya çalışacağız.

    Şimdi Sümeyra Hanım misalini verdik ya ilk tepkileri yıllarca olduğu gibi “Ama o Peygamber'e Aşık olmuş" olacaktır ve "O öyle bir Aşk değil ki o Peygamber'e olan Aşk, ona bizde Aşığız” olacaktır. Sizin aşkınızı yesinler. O öyle bir aşk değilden başlayalım. Aşkın öylesi böylesi yoktur! Aşk, aşktır vede tektir. Nefis yoktur içinde, vuslat kavuşmak zaten bu dünyada olacak bir şey değildir. Karşılık beklenmez. Hele o sizin altınıza pardon aklınıza gelen şey hiç ama hiç yoktur Aşkta. Sadece Resululah'ın değil bütün Peygamberlerin Aşıkları vardır.

    Mecdeli Meryem de bunlardan birisidir. O da Hz. İsa’ya Aşıktır. Ancak sadece, çarmıha gerilmeye götürülürken yaklaşabilmiştir yanına. Göz yaşlarıyla yıkamıştır Hz.İsa’nın kanlı ayaklarını. Yüzünü sürerken ayaklarına;
    "Sana Aşığım ey büyük insan" diye bilmiştir ve bir kaç saat sonra Hz. İsa Çarmıha gerilirken, bir köşede can vermiştir, kim bilir.. Aşık olunan Peygamberlere Hz. Yusuf'u dahil etmiyorum Züleyha’nın Aşkında nefis olduğu Kur'an da sabittir. Çok sevmiştir Züleyha ama aşık değil. Hâlbuki Hz.Yakup Aşıktır Yusuf'a. Hz. Yusuf’ta Aşıktır Yakup'a. Yıllar sonra ikiside atından indi karşılaşınca bir birlerine sürünerek yaklaştılar. Diyelim ki Hz. Yusuf babası olduğu için saygı olsun diye sürünerek yaklaştı Hz. Yakub’a, peki ya Hz. Yakup ne için sürünerek yaklaştı Hz.Yusuf’a? Onların ikiside birbirlerindeki bir nura Aşıktılar. O nur Allah (c.c)'ın nuruydu ve o nereden zuhur ederse etsin ona Aşık olunur sadece. Allah (c.c.)'ın nurlarının tecellisi sadece Peygamberlerde zuhur etmez, Allah dostlarıda o nurun taşıyıcılarıdır.

    ( 7 Mart 2013 )

    https://twitter.com/eli_ahmet

    | Ahmet Elçi / @eli_ahmet
  • Ulu Allah çok eskiden Yahudiler ve Hristiyanları, keşiş ve papazlarını tıpkı kendi kendilerine 'Müslüman' olduğunu ileri sürenlerin aralarından bazı kimseleri kabul ettikleri gibi gördükleri için papazlarını ve keşişlerini Rabb edinerek şirk, küfr ve Allah'a kul olma ilkesinden sapmakla kınamıştı.

    Ulu Allah Yahudiler ile Hristiyanlann bu tutumunu, Meryem oğlu Hz. İsa'yı ilâh edinip ona tapınmak gibi, aynı şekilde şirk olarak kabul etmişti. Çünkü bu tutum da öbürü gibi, tek Allah'ın kulluğundan, Allah'ın dininden ve "la ilâhe illallah' şahadet cümlesinin ifadesinden dışarıya çıkmaktır.
  • "...hem Allah'a hem de dünyaya aynı anda hizmet etmek olmaz. Çünkü dünya;yalancılık,açgözlülük,eza ve cefa ile doludur..."