• Kur’ân-ı Kerim’de Hıristiyanlık
    “Nasrânî” kelimesi, Kur’ân-ı Kerim’de bir yerde1 geçer. Bu kelimenin çoğulu olan “nasârâ” kelimesi, 14 yerde kullanılır. Hıristiyanların çoğunluğunu teşkil ettiği “ehl-i kitab” 32 yerde, yine aynı anlamda, “ûtü’l-kitab” (kendilerine Kitap verilenler) 21 yerde geçer. “İncîl” 12; “İsâ” 25 yerde, Hz. İsa’nın lakabı olan “Mesîh” de 11yerde kullanılır. Hz. İsa’nın annesi “Meryem” 34 yerde geçer.
    “Ben, benden önce gelen Tevrat’ı tasdik etmek, size haram kılınan bazı şeyleri de helâl kılmak üzere gönderildim. Size Rabbinizden bir âyet/mûcize getirdim. Allah’tan korkun ve bana itaat edin. Çünkü Allah, benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. Öyle ise O’na ibâdet/kulluk edin. İşte bu, dosdoğru yoldur.” 2
    “De ki: ‘Ey ehl-i kitap! Sizinle bizim aramızda müsâvi/anlamı eşit (ve âdil) bir kelimeye gelin, (şöyle diyerek): ‘Allah’tan başkasına tapmayalım; O’na hiçbir şeyi eş tutmayalım ve Allah’ı bırakıp da kimimiz, kimimizi rabler edinip ilâhlaştırmasın. Eğer onlar yine yüz çevirirlerse işte o zaman deyin ki: ‘Şâhid olun, biz muhakkak müslümanlarız.” 3
    “Hiçbir beşerin, Allah’ın kendisine Kitap, hikmet ve peygamberlik vermesinden sonra (kalkıp) insanlara: ‘Allah’ı bırakıp da (gelin) bana kul olun’ demesi mümkün değildir. Bil’akis (şöyle der:) ‘Okumakta ve öğrenmekte olduğunuz Kitap uyarınca Rabbe hâlis kullar olun.’ Ve size ‘melekleri ve peygamberleri ilâhlar/tanrılar edinin’ diye de emretmez. Siz müslüman olduktan sonra, hiç size kâfirliği emreder mi?” 4
    “Ey ehl-i kitab! Dininizde aşırı gitmeyin ve Allah hakkında, hak/gerçek olandan başkasını söylemeyin. Mesih, ancak Meryem’in oğlu İsa’dır, (o) Allah’ın rasûlüdür; Meryem’e ulaştırdığı (‘kün=ol’) kelimesi (nin eseri)dir. Allah tarafından (gelen) bir ruhtur. Artık Allah’a ve peygamberlerine iman edin de ‘(İlâh) üçtür’ demeyin. Kendiniz için hayırlı olmak üzere bundan vazgeçin. Allah ancak bir tek ilâhtır. O, çocuğu olmaktan münezzehtir. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O’nundur. Vekil olarak Allah yeter. Ne Mesih ve ne de Allah’a yakın melekler, Allah’ın kulu olmaktan çekinirler. O’na kulluktan çekinip büyüklenen kimselerin hepsini (Allah) yakında huzuruna toplayacaktır.” 5
    “Gerçekten ‘Allah, Meryem oğlu Mesih’in kendisidir’ diyenler, andolsun ki kâfir olmuşlardır. De ki: ‘O halde, Allah, Meryem oğlu Mesih’i, anası (Meryem’i) ve yeryüzünde bulunanların hepsini öldürmek isterse, Allah’a karşı kimin elinden bir şey gelir?” 6
    “Meryem oğlu Mesih (İsa) gerçekten Allah’tır’ diyenler, andolsun kâfir olmuşlardır. Hâlbuki Mesih (şöyle) demişti: ‘Ey İsrâiloğulları, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah’a kulluk edin. Bilin ki kim Allah’a şirk/ortak koşarsa, hiç şüphesiz Allah ona cenneti haram kılar; artık onun yeri ateştir ve zâlimler için yardımcılar da yoktur.” 7
    “Andolsun ‘Allah üçün üçüncüsüdür (üç tanrının biridir)’ diyenler kâfir olmuştur. Hâlbuki bir tek ilâhtan başka hiçbir ilâh/tanrı yoktur. Eğer diyegeldikleri (bu sözden) vazgeçmezlerse içlerinden o kâfir olanlara çok acıklı bir azap vardır.” 8
    “Meryem oğlu Mesih (İsa), ancak bir rasûldür/peygamberdir (başka bir şey değildir). Ondan önce de (birçok) peygamberler gelip geçmiştir. Anası da çok doğru bir kadındır. Her ikisi de yemek yerlerdi. Bak, onlara delilleri nasıl açıklıyoruz, sonra bak nasıl (haktan) yüz çeviriyorlar.” 9
    “De ki: ‘Ey ehl-i Kitap, dininizde haksız yere haddi aşmayın. Bundan evvel gerçekten hem kendileri sapmış, hem de birçoğunu saptırmış ve (hâlâ da) dümdüz yoldan sapagelmiş bir kavmin hevâsına (ve hevesine) uymayın.” 10
    “Allah: ‘Ey Meryem oğlu İsa! İnsanlara: ‘beni ve anamı, Allah’tan başka iki ilâh/tanrı edinin’ diye sen mi dedin?’ diye buyurduğu zaman o, şöyle dedi: ‘Hâşâ! Seni tenzih ederim, Sen yücesin; Hakkım olmayan, benim için gerçek olmayan bir şeyi söylemek bana yakışmaz. Eğer demiş olsam, şüphesiz Sen bunu bilirsin. Benim içimdekini Sen bilirsin; ben Senin zâtında olanı bilmem. Gaybları/gizlilikleri eksiksiz bilen yalnız Sensin, Sen! Ben onlara, ancak bana emrettiğini söyledim: ‘Benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah’a ibâdet/kulluk edin’ dedim. İçlerinde bulunduğum müddetçe onlar üzerine şâhid/kontrolcü idim. Beni vefat ettirince artık onlar üzerine gözetleyici yalnız Sen oldun. Sen her şeyi hakkıyla görensin, şâhidsin.” 11
    “Yahudiler, ‘Uzeyir Allah’ın oğludur’ dediler! Hıristiyanlar da, ‘Mesih (İsa) Allah’ın oğludur’ dediler. Bu onların ağızlarıyla geveledikleri sözlerdir. (Sözlerini) önceden kâfir olmuş kimselerin sözlerine benzetiyorlar. Allah onları kahretsin. Nasıl da (haktan bâtıla) döndürülüyorlar!” 12
    “Onlar Allah’ı bırakıp bilginlerini (hahamlarını), râhiplerini ve Meryem oğlu Mesih’i (İsa’yı) rabler edindiler. Hâlbuki hepsine de tek ilâh’a ibâdet/kulluk etmekten başka bir şey emrolunmadı. Ondan başka hiçbir tanrı yoktur. O, bunların şirk/ortak koştukları şeylerden uzaktır.” 13
    “İsa açık delillerle gelince, şöyle dedi: ‘Ben size hikmet getirdim ve ayrılığa düştüğünüz şeylerden bir kısmını size açıklamak için geldim. Allah’tan korkun ve bana itaat edin. Çünkü Allah, benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. O’na ibâdet edin. İşte bu, doğru yoldur.’ Ama aralarından çıkan gruplar, birbirleriyle ihtilâfa düştüler. Acı bir günün azâbı karşısında vay o zulmedenlerin haline!” 14
    “Hani Meryem oğlu İsâ, ‘Ey İsrâil oğulları! Ben size Allah’ın peygamberiyim, benden önce gelen Tevrat’ı doğrulayıcı ve benden sonra gelecek Ahmed adında bir peygamber’i de müjdeleyici olarak geldim’ demişti.” 15
    “De ki: O, Allah birdir. Allah sameddir. O, doğurmamış ve doğurulmamıştır. Hiçbir şey O’na eş ya da denk değildir.”(Samed: Hiçbir şeye muhtaç olmayan, aksine her şey kendine muhtaç olan demektir.)” 16
    “Allah katında hak din İslâm’dır. Kitap verilenler, kendilerine ilim geldikten sonradır ki, aralarındaki kıskançlık yüzünden ayrılığa düştüler. Allah’ın âyetlerini inkâr edenler bilmelidirler ki Allah’ın hesabı çok çabuktur.” 17
    Ve bir hadis-i Şerif: “Hıristiyanların Meryem oğlu İsa’yı övdükleri gibi beni övmeyin. Yalnız, ‘Allah’ın kulu ve rasûlüdür’ deyin.” 18

    1 3/Âl-i İmrân, 67
    2 3/Âl-i İmrân, 50-51

    3 3/Âl-i İmrân, 64

    4 3/Âl-i İmrân, 79-80

    5 4/Nisâ, 171-172

    6 5/Mâide, 17

    7 5/Mâide, 72

    8 5/Mâide, 73

    9 5/Mâide, 75

    10 5/Mâide, 77

    11 5/Mâide, 116-117

    12 9/Tevbe, 30

    13 9/Tevbe, 31

    14 43/Zuhruf, 63-65

    15 61/Saf, 6

    16 112/İhlâs, 1-4

    17 3/Âl-i İmrân, 19

    18 Buhârî, Enbiyâ 48; Ahmed bin Hanbel, Müsned, I/23, 24, 47, 55

    Ahmed KALKAN \ Hıristiyanlık ve Yahudilik İtikad Kavramları Serisi 16 ~
  • Vız gelirsin kış!
    Sıfıra düşsün ısı!
    Donsun her yer...
    Kara gömülsün kasaba...
    .........
    Kış....
    Kasım ayı...Yakında kar yağacak...
    Ve sizler, şu an sosyal medyada bu incelemeyi okuyorsanız şayet :)) internet faturanızı ödeyecek paranız, bir akıllı cep telefonunuz ya da bilgisayarınız var...
    Hayata elektrikle bağlısınız ... :))
    Şu an elektrik bağlantınız kesilse hepiniz anında kopacaksınız bu sahte dünyadan! :))
    Ama karnınız tok, muhtemelen çay ve kahveniz elinizde ve kombiniz 40 ile 45 arasına ayarlı...
    “Coğrafya kaderdir.” İbn- i Haldun’un zamanları aşan bu cümlesi romanın atmosferinin belirleyiciliğini vurguluyor...
    Romanda mevsim kış...
    Ayaz...
    Buz...
    Baba duvar ustası olduğu için harçlar donduğundan kışın para kazanacak bir işi yoktur ve dolayısıyla :
    Para yok...
    Yakıt az, ısı yok...
    Tereyağ ve ekmekten başka yiyecek yok...
    Sıcak su yok...
    Sabun yok...
    Yoksunluk ve yoksulluk en cömert varlık...
    .......
    Svevo Bandini :
    Evli. 3 çocuk babası, 42 yaşında bir İtalya şovenizm tipik örneği.
    Maria Bandini:
    Amerikan kadınlarına hayran, gururlu ve dindar, hayatının merkezine tespih ve dualarını dizmiş, Hz. Meryem için yaşayan anne...
    Arturo Bandini : 14 yaşında , 3 çocuktan en büyüğü ve romanın esas karakteri aslında.
    Cennetle cehennem arasında Arafta kalmaya razı; günahlarını ölümcül günah mı, affedilir günah mı olduğunu ölçüp biçmekten,vicdanının terazisinin ayarı hep bozuk. Katolik Kilisesi’nin 10 emrini ezberinden çıkarmaz hiç ve 3. emri en çok ihlal ettiğine inanıp cehennem korkusuyla kavrulur .
    Günahlarının hesabını tutmaktan düğüm düğümdür.
    En iyi bildiği şey ise Rose’ye olan aşkını sıcak tutmak.
    Günahlara mühürlü 14 yıl . :))
    Hiç cinayet işlemese de Tanrı’nın gözünde bir caniden farkı olmadığını keşfettiği andan itibaren “ cehennem” den kaçmanın yolunu bulur kendince : Hızlı koşmak . :))
    Günah çıkarmaya hep zamanında yetişecek kadar hızlı koşucu olduğunu fark eder.
    Tövbekâr Kulübesi’nde diz çöküp tahta paravandan ayrılan bölümde Peder’le konuştuğu her an’ın kendini cennete ne kadar yaklaştırdığını düşünerek sevinir.
    Ona göre günahların bağışlanması “ıslık çalmak kadar kolay.” dır.
    Annesinin içinde pek çok Tanrı olduğuna inanır. Tespih taneleri kadar kalabalık Tanrı... Anneye uzaktır hep .
    Velakin yüreği Akdeniz kanı ile kaynayan fakir ama gururlu, inançlı ama inatçı ama her şeye rağmen umutlu İtalyan babası idolüdür. :))
    ( Svevo’nun 100 bin dolar karşılığında onurunu satıp satmayacağı konusundaki sorgulayışı ve onurunu seçmesi takdire şayan.)

    Akıcı dil, sürükleyici kurgu ile kolay okunan bir kitap.
  • '' Semanın en hayırlı hanımı İsa'nın annesi Meryem, yeryüzünün en hayırlı hanımı ise Hatice'dir. ''
  • Gözlerinde kutsal toprakların mübarek ağacının meyvesi zeytin... yüzünde Hz. Meryem'in masumiyeti, fildişi pürüzsüz teninde Şeria nehrinin saflık ve durgunluğu, saçlarında bulutsuz Gazze gecelerinin cazibesi, endamında Sina'nın yumuşaklığı... Benliğinde Filistin'i yaşatıyordu Meryem.
  • Kelam ile söz hakkında birkaç şey

    - Kelamın mahali gönüldür ,sözün yeriyse aklın muhayyilesidir. Hz İsa gibi bir hakikat ancak ve ancak Hz Meryem gibi bir mahalde zuhur edebilir , bu mahal dışında zuhur edemez . Allah’ın kelimesi olan Hz İsa ; kelamdır , zuhur ettiği mahalse “Gönül olan “ Hz Meryem’dir. Bu kelam o gönüle yerleşti mi ; rasyonel yeti şaşırır .. Kendini kınar , “ bir acayip veya hatalı birşey mi yaptım acaba ? “ der. Çünkü açıklamayı kendine temel edinen rasyonel yeti bu karşılaşmada kelam karşısında daima şaşkınlık, hayret ve kınama pozisyonundadır .

    - Öte yandan rasyonel yeti de , tüm sermayesini kelamdan edinir . Kelamın adeta yoktan varedici bu yaratıcılığı karşısında varedilen malzemeyi kendi nispetinde alır , derler , toparlar , rasyonalize eder ve metne döker . Kısacası rasyonel yeti ; bir “ duyuşlar bütünü “ olan kelamı kendi sınırları içinde kabul edebilir , ölçeklendirir ve “ kavrayışlar dizgesi “ halinde düzenlemeye gayret eder

    - Söz kendini sözel veya yazılı metinde açığa çıkarır , kelamsa kendini gönülde açığa çıkarır . Bu nedenle Allah yere ve göğe sığmaz ama müminin gönlüne sığar , zira kelam eder . Yer ve gökle sınırlı olup bu mekana kendine sığdıracak olan ve kendisi de yere göğe sığacak olan rasyonel yetidir, zira söz eder ..

    - Bir metinde üç niyet vardır : Yazarın niyeti , okuyucunun niyeti , metnin niyeti . Yazarın niyeti kelama dairdir , metnin niyeti söze dairdir , okuyucunun niyetiyse bu ikisinin kesişimidir. Bu nedenle yorum tükenmez ..
  • 1. Halilurrahmanin (a.s)eşi : Sara (ra)
    2. Firavunun Hanımı : Âsiye Binti Muzahim (a.s)
    3.Hz. İsa'nın annesi :Hz. MERYEM (A.S)
    4.Kadinlarin Efendisi :Hz. Fatıma (r.a)
    5.Islam Kadınlarınin efendisi ve muminlerin annesi :Hatice Binti Huveylid (r.a)
    6. Kadınların Âlimi : Hz. AİŞE (R.A)
    7. Babasının kızı :Hafsa Binti Ömer (r.a)
    8. Mihri İslam olan kadın : Ğumeysa (Rumeysa)(ra)
    9. Ümmü Eymen (ra)
    10. İslamın ilk kadın savaşcısı :Ümmü Ümare Nesibe binti Kab el-Ensariyye