Bakın! İlkbahar, çiçeklerle dolu tarlalar, güneş her sabah uyandığında ötüşen kuşlar, bulutlar, ağaçlar, tabiat, özgürlük, hayat, ne yazık ki artık bunların hiçbiri benim değil.
Bana kabadayı gibi argo konuşmayı öğretiyorlardı. Bir tür kötü huylu ur ya da bir et beni gibi, herkesin konuştuğu, ana dilin üzerine yapışıp kalmış bir dildi bu.