Bunca zevk dolu dakikaların anıları Nasıl oluyor da bu kadar acımasızlaşabiliyor? Kendi doğalarına ihanet ederek Nasıl oluyor da yüreğimi parçalayabiliyorlar?
Bir teze göre,yaratıcılık ve hayal gücünden yoksun olan kadınlar,ancak kendi yaşadıkları olayları büyük bir içtenlikle anlattıkları zaman,edebiyat adına doğru dürüst bir şeyler yazabilirlerdi; örnek mi istiyorsunuz, işte Portekiz mektupları bunun en güzel kanıtıydı...
Bazı Edebiyatçılar bu ayrımcılık da daha da öteye giderek işim "mektup" türünü kadın türü ile özdeşleştirmeye kadar vardırdılar. Erkeklerin çok özel,içten ve kendiliğinden duyguları yansıtan mektup türünde genellikle başarısız,soğuk ve donuk kaldıkları,bunun altından ancak kadınların kalka bildiğini öne sürüldü. Örneklerden başta geleni elbette ki Portekiz Mektupları'ydı
Portekiz mektuplarında ; portekizli bir rahibenin Fransız Soylu bir subaya çılgınca bir tutku ve aşkla bağlılığını daha sonra subayın rahibeyi bırakıp,ülkesine dönüp,bir de üstüne aldatmasını rahibeninse mektuplarla ona olan öfkesini,tutkusunu,sitemlerini dile getirdiği bu 5 mektubu okuyoruz.Mektupları okurken bir kadın bu denli bir aşkla nasıl böyle sevebilir diye kendi kendime sordum.Peki fransız subayın rahibeyi ve aşkını ortada bırakarak üstüne rahibeyi terketmesine ne demeli ? Mektuplardan da anlaşılıyor ki fransız subay rahibenin aşkını hak etmeyen alçak bir erkek rolünde oysa ne kadarda şanslı böyle bir aşkla sevildiği için... Neyseki rahibe başlarda ona olan aşkının bitmeyeceğini düşünsede son mektupda böyle olmuyor, o ilk mektuptaki aşkı tutkuyu son mektupta nefrete dönüşmüş olarak ve kalbinden sökülerek atılmış tutkuyu rahibeninse veda etmesini okuyoruz.