yarın her şey değişecek, yarın. Birdenbire anlar ki yarın da böyle olacaktır, öbür gün de, tüm öteki günler de. Ve bu çaresiz buluş ezer onu. İşte böyle düşünce öldürür insanı. Bunlara katlanamadığı için öldürür insan kendini ya da, gençse, tümceler kurar.
Dinlenmez olmak: insan yaşlandı mı korkunç olan budur. Onu sessizliğe ve yalnızlığa mahkum ediyorlardı. Pek yakında öleceğini çıtlatıyorlardı ona. Ölümü yaklaşmış bir yaşlı adam yayararsızdır, hətta rahatsız edicidir, aldatıcıdır. Defolup gitsin. Yoksa sussun: saygılı olmanın ən küçük koşuludur bu. Oysa o, susamadığı, susunca yaşlı olduğunu düşünmeden edemediği için acı çekiyor.
Yalnız kalmak istemiyordu artık. Yalnızlığın dehşetini, uzayan uykusuzluğu, Tanrı ile o umut kırıcı baş başalığı duyuyordu şimdiden. Korkuyordu, yalnız insana güveniyordu artık, kendisine ilgi gösteren biricik varlığa bağlanarak elini bırakmıyor, sıkıyor, bu ısrarı doğrulamak için becerisizce teşekkür ediyordu.