Belki de bu adam ipotekleri, tapuları ve kiracılarıyla bir zamanların büyük bir toprak sahibiydi. Kafasının kiri ve toprağın içinde kalması işinin bir parçası mıydı? Ne kadar büyük toprakları olsa da tapuları ancak tabutunu doldurur ve ona kalacak olan da ancak diğer tarafa götürebilecekleridir.
Biz, bizi beslesinler diye bütün canlıları şişmanlatırız; böylece ölüncede bizi yiyecek kurtlar için de kendimizi şişmanlatmış oluruz. Şişman bir kral ya da zayıf bir dilenci, ikisi de aynı yemekte birer kap yemekten ibarettir. Bütün diyeceğim bu.
Olmak ya da olmamak, işte bütün mesele bu. Şansın karşına çıkardığı bütün kötü şeylere dayanmak mıdır soyluluk, yoksa onlarla mücadele edip üstesinden gelmek midir? Ölmek, uyumak ama ölüm de bir çeşit
uyku değil mi, hayatın bize verdiği bütün o kalp kırıklarına ve şaşkınlıklara son veren? Ölmek, uyumak; uyumak, belki düş görmek. Ama bütün olay da bu zaten.