İnsanı insan yapan duygulardır. Akıl ile kuşanan bir insan kendini duygulardan azad ederse şayet, insan olmaya da yabancılaşır. Akıl, İnsanlığın erdemlerine karşı savunma refleksleri geliştirir, duygular uçsuz bucaksız okyanuslar gibidir, ahlaki değerler, normlar, tabular ise yine duyguların inşaa ettiği çeşitli kurumlardır. Duyguların engin denizine kapılıp kaybolmamak için aklın çizdiği sınırlar vardır. Akıl ve duygu ikilemi arasında mutlaka denge esastır. Bu dengenin ihlali sonucunda, duygular akıldan kopup yozlaşırken akıl ise duygulara yabancılaşıp insani vicdan erdemini yitirmeye başlar. İnsan olmak için bu dengeyi ihlal eden şartlara karşı sağlam bir irade ve karakter sahibi olmak gerekir. Yaşam sofrasına oturduktan sonra, ince bir ip üzerinde yürümeye başlarız bu yürüyüşümüz boyunca bizi güçlendiren şeyler o ipi kalınlaştırır ve nihayetinde bir yola dönüştürür. İşte o güçlendiren şeylerin en başında iyilik gelir çünkü iyilik iyidir.