Ruhefza

Ruhefza
@iamsoleil
Taedium Vitae ne moublie pas. 𖣂
İnsan unutabilir bazen her şeyi; geçmişinden başlayarak, çocukluğundan ilerleyerek, hayallerinden tüketerek, bugünlerinden ümidi keserek, geleceğinden soğuyarak. İnsan unutabilir bazen her şeyi; kendini unutmadan öncesinde varlığının değerini, can sızısını, can acısını, tükenişini ve en büyük hakikati. Bazen de unutmak için hatırlamak gerekir. Hatırlamak içinse unutmak. Hayatın kısır döngüsü bundan ibaret değildir sadece. Bir şeyler vardır, bir şeyler olur ve insanın haberi bile olmaz bu yaşananlardan. Hiç bilmediği bir yerde insanlar ölür, hiç bilmediği bir yerde insanlar doğar, hiç bilmediği bir yerde insan tükenir, hiç bilmediği bir yerde her şey tekrar eder. Netice aslın sonucudur. Unutmak gerekir bir şeylere başlayabilmek için. Unutmak gerekir gerçeğe sarılmak için. Bazen içi içine sığmaz insanın, hissetiği duyguları tekrar tekrar unutur ki birileri gelip hatırlatabilsin. Unutmak bir insan dokunuşu kadar siliktir. Bir anı kadar hakikat, bir istek, bir arzu kadar ihtiyaçtır. İnsan, hayatının arkasında çalan şarkıyı duymamaya yeminlidir sanki. Birisi o şarkıyı duysa, birisi dans etme ihtiyacı gütse hastalıklı bir durumun içerisindedir. Bir açlıktır bu, bir saklanış, bir korkaklık. İnsanın kendi şarkısını söyleyemediği bir dünyadır burası. Çünkü bu acıklı şarkılara yer yoktur dünyada. Tıpkı güçsüz insanlara yer olmadığı gibi. Hayat öyle amansızca akıp giderken insan kendi meşkalesinde* unutur bu rüzgarın esişini. Ayaklarımızın altında ezilen çimlerden bir haber, açıp solan çiçeklerden yoksun, bulutların hareketine aldırmayan, ağaçların her bir yaşında uzunca boy attığı, insandan uzakta daha başka bir hayatın olduğundan bir habersiz yaşayandır bu insanlar. Unutandır hakikati ve kendilerini. Ben unutmak istemiyorum daha fazla. Ben yarına unutarak başlamak istemiyorum.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
En gönüllü ölüm, ölümlerin en güzelidir...
Eğer benimle sarılıp o yatağa uzanmayacaksan, nefeslerimizde ve yaşamımızda benimle beraber sende vazgeçmeyeceksen, o içkiden bir yudum almayacaksan, Lotte neden seveyim seni? Neden aşkından yanayım? Neden vazgeçeyim kendimden? Lotte, sen benim için ölmezken neden ben senin için öleyim? Sen beni anlamazken, kelimelerimin taşıdığı anlamları, suskunluğumda ki sessizliği bilmezken ben neden seveyim seni? Kısacası Lotte, bana bütün varlığını vermezken ben neden yok olayım? Yandım, yok oldum, öldüm; ve sen, sevgilim, aşkım, bana yön veren yıldızım, taptığım Tanrı'm. Bana sarılacak mısın? Uzanacak mısın o yatağa? İçecek misin içkimizden? Ölecek misin benimle? 29.11.22
Monotonluk otobüsü
Defalarca kez aynı yoldan geçmenin zevkine varırdım. Aynı yoldan geçmek, o yol üzerinden dikkat etmediğim yeni şeyleri fark etmenin zevkiyle yürürdüm. Şimdiyse yollar değişti, ve tabii ben de bir o kadar değiştim. Artık nefret ettiğim ayrıntılar var. Yeni şeyler fark etmek istemiyorum, nereye gidersem gideyim bir monotonluk tutacak yakamı ve nefessiz kalana kadar sıkacak boğazımı. Bunun kurtuluşu yok. Olsa da benim görecek halim yok. Bir gün yürümekten yorulduğumu fark edeceğim. Değişen ve yineleyen yollardan kaçamayacağımın farkındalığıyla kendime bir tavşan deliği arayacak ve onu kendi mezarım haline getireceğim. Benim insanlar kadar acelem yok.Yürümekten ziyade durmayı istiyorum.