Hubble ve beni görünce duraksadı. Süpürgesine yaslanıp başını iki yana salladı. Düşünceli düşünceli güldü. Yine başını salladı. Hafifçe gülümseyerek işine devam etti. Gördüğü şey hoşuna gitmiş , keyiflenmişti sanki. Bunca zaman , bunca sene sonra sihirli bir şey görmüş gibi. Tek boynuzlu bir at görmüş ya da bir denizkızı gibi.
Sırtı yaşından ötürü bükülmüştü. Bilge yaşlı bir kuş gibi narin görünüyordu. Turuncu hapishane tulumu yıkanmaktan ağarmıştı. Seksen yaşında vardı. Altmış senedir mahkum olmalıydı. Belki de buhran döneminde bir tavuk çalmıştı. Hala topluma olan borcunu ödüyordu.
Gece kesilmeyen mırıltılar yerini gündüz vakti gürültüsüne bırakmıştı. Her şey metal , tuğla ve betondu. Sesler daha da yüksek çıkıyor , etrafta yankılanıyordu. Cehennem sesleri gibi.