Yüce Allah’ın,
“Ey Ümmet-i Muhammed! Siz insanların iyiliği için meydana çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz. İyiliği emreder, kötülüğü yasaklarsınız, Allah’a da inanırsınız…” (Âl-i İmrân, 3/110)
buyurarak övdüğü, “İnsanlık tarihinin en hayırlı nesli” (Buhârî) olan sahabe efendilerimizi anlatan bir eser.
Lirik bir anlatıma sahip olan bu kitapta, sahabenin en seçkinlerinin hayatlarından güzel kesitler yer alıyor. Eseri okuduğunuzda, onların neden böylesine kıymetli olduklarını görmeniz mümkün.
Ancak kitabın içeriğine dair eleştirilebilecek en önemli nokta, yazarın özellikle Hz. Muâviye hakkındaki haddini aşan cüretkâr yorumlarıdır. Hz. Muâviye’yi pervasız olmakla suçlayan yazar, Hz. Hasan bölümünde olayları aktarırken onu “desiseci” olmakla itham ederek ölçüyü fazlasıyla kaçırmaktadır. Ayrıca Hz. Amr bin Âs (r.a.) bölümünde de, onun Hz. Muâviye döneminde Mısır’a vali olarak atanmasını anlattıktan sonra “ayna islendi” şeklinde bir ifade kullanarak ciddiyetten uzak ve kusurlu bir tavır sergilemiştir.
Hâlbuki kaynaklara biraz eğilmiş olsaydı, o dönemde yaşanan olaylar ve Hz. Muâviye hakkında istemediği kadar sahih bilgiye ulaşabilirdi. Doğrusunu Allah bilir.
Son olarak incelemeyi Peygamber Efendimizin şu hadisiyle bitirmek istiyorum:
“Ashâbıma sövmeyin! Canım elinde olan Allah’a yemin ederim ki, eğer biriniz Uhud dağı kadar altını Allah yolunda harcasa, bu onların bir ölçek yahut yarım ölçek sadakasına erişemez.”