Hayatımın kimin nerede olması gerektiğini en iyi bildiğim dönemindeyim. Kafamın ve kararlarımın en net olduğu, kalbinden ve sevgisinden emin olduğum insanlarla beraber olduğum bir döneminde. Her şey en kötü haliyle bile çok güzel geliyor böyle olunca. Sıfır şüphe ve belirsizlik.
İyi ya da kötü yok, hatta suçlu ve suçsuz birilerini de aramıyorum. Sadece bazı zamanlar, bazı noktalar var. atılması gereken adımlar, yanında olunması gereken anlar, söylenmesi beklenen kelimeler var. Bir de bunların hiçbirini yapmayan, sonrasında karşılık bekleyen insanlar var...
Birilerine kırgınken ya da sinirliyken en çok kendime zarar verdiğimi fark ettim. Yani herkes bir yerlerde devam ederken, her şey akıp giderken göğsünde koca bir alev topuyla yaşamak en çok kendine haksızlıkmış.