1979 da Ankara Cezaevi’nde 4. koğuşta(sübyan koğuşu) olan olayların merkez alındığı kitap da o dönem cezaevinde olan olaylar anlatılmıştır. 4. koğuşta kalan çocuklar cezaevinin çeşitli işlerinde de görev almaktadırlar. Fakat aynı zamanda gardiyanların dayaklarına, tacizlerine, işkencelerine de maruz kalmaktadırlar. Bu durum iyice dayanılmaz bir hal almıştır. Koğuşta çocuklar arasında da sürtüşmeler söz konusudur.
Ankara Cezaevi’nde yaşanan olaylar tüm çıplaklığıyla yansıtılmıştır. İsyanın ardından Kayseri Cezaevi’ne gönderilen Yılmaz Güney “Soba, Pencere Camı ve İki Ekmek İstiyoruz” adında bir roman yazmış ve bu roman paralelinde ki senaryo ile son filmini çekmiştir. Filmi çekmek için Fransa’da eski bir manastır cezaevi haline getirilmiştir. Sert ve eleştirel bir film olan Duvar filminde, kitapı daha iyi anlayabilirsiniz.
Yılmaz Güney'in ömrünün 11 yılı hapiste 4 yılı ise sürgünde geçti. Dünyada bir ilk olarak hapisteyken senaryo yazdı Yol ve Sürü filmlerini hapisteyken yönetti ve cannes'da ödül aldı. Ardından hapisten firar eden Yılmaz Güney Fransa'ya gider. Fransız hükümetinden izin alarak Duvar filmini çeker. Çocuklar koğuşu, devrimciler koğuşu, kadınlar koğuşu hepsi ayrı bir dünya ayrı bir işkence ve acı dolu mekandır.
Koğuştaki çocuklar gardiyan Cafer’in tacizlerinden çok rahatsızdırlar. Cafer’in nöbetçi olduğu gecelerde korkudan uyuyamamaktadırlar. Diğer yandan cezaevinde yetişkinlerin kaldığı koğuşlarda da yemeklerin kötü olması ve yıkanamama sorunu sabırları taşırmıştır. Cezaevi müdürüne bu rahatsızlığı dile getiren birkaç mahkum ise hücre cazasına çarptırılır. Gardiyan Cafer’in nöbetçi olduğu bir gece Cafer 4. koğuşa gelir ve koğuşun küçüklerinden olan Şaban’ı yanına çağırır. Koğuşa dönen Şaban tecavüze uğramıştır ve üzgündür. Arkadaşları Şaban’ı teselli eder
Kitabı okumayı yarıda bırakıp, vazgeçecektim ama hiçbir kitabı yarıda bırakmadığım gibi bunu da yarıda bırakamadım. kitap hakkında genel olarak incelemeye gelecek olursak, aslında benim tarzım olmasa da güzel bir eser. imanı Allah'la olan ilişkilerimizi güçlendirmemize yardımcı olabilecek, akılda kalıcı satırlar ele alıyor. Ama benim sıkıldığım nokta Kitap 205 sayfa boyunca aynı şeyleri, aynı cümleleri, farklı kalıplar halinde farklı satırlarda okuyucusuna okutuyor. en azından Benim hissettiklerim böyleydi. Tabii ki güzel şeylerden imandan, Kur'an'dan, Müslümanlıktan ve Allah'ın neleri yasak klip neleri yapmamamız gerektiğini Mehmet Yıldız kendi yorumuyla anlatmaya çalışmış. dediğim gibi benim Tarzım pek değildi, ama bu tavsiye etmeyeceğim anlamına gelmiyor. kesinlikle bütün Müslüman kardeşlerime ya da Müslüman olmayan herhangi bir dine Tapan ya da hiçbir dine tapmayan her insana kesinlikle tavsiye ederim..
Aşk 5 VakittirMehmet Yıldız · Nesil Yayınları · 20163,331 okunma
Söylenecek pek bir şey yok aslında, Hani hep deriz ya;
"keşke çocuk kalsaydık" diye.
Ben bu hikayeyede biraz çocuk gibi hissettim kendimi, ve iyiki okumuşum,
Hayal gücü geniş olan insanlara tavsiyemdir !
Lodos YolcularıSevim Ak · Can Çocuk Yayınları · 2016282 okunma
Kitapı askerlik yıllarım içinde okumuşdum ve kütüphaneme eklemek istedim. Gelelim kitaba, Bir kaybedişin öyküsü var bu kitab da, birde bu hikayenin güzel seven kadını, umudunu yitirmeden sevdiği adamı bir gün kazanırım tesellisiyle avunan " eylül" var. kitap gerçek hayatla ilişkili konular ele alıyor, kaybettiklerimizi bir karakterin kaybetmişliği olarak, önümüze sunuyor. uyandırıyor, bizi en çok da acılarımızı uyandırıyor. sayfaları her çevirişimde biraz kendimi gördüm. kendime benzettim ve biraz kendi hayatımla yüzleşdim, sonuç olarak güzel bir hikaye güzel bir eser olarak kalıcak hafızamda bu hikaye. umarım sizde beğenirsiniz bir daha kaybetmemek dilegiyle ..
Lise yıllarında, okul çıkışı berber seyit abinin dükkanın da çıraklık yapardım.
Hiç unutmam
TRT1 ekranında "Tabutta Rövaşata" vardı o gün seyit abide Rahmetli Tuncel Kurtiz'i çok severdi 2004 senesinde sadece iki bin adet basılan Bu eserden iki tane de seyit abide vardı..
Birini van' da ögretmenlik yapan kızı için almış biride kendi için di ...
dükkana girerkende göze çarpan ilk şey Beyoğlun da çekinmiş siyah beyaz bir fotoğraflarıydı .
o günden sonra bende Tuncel Kurtiz merakı, hayranlığı başlar oldu ve seyit abiden iki kitapdan birini, bir haftalığım karşılığın da satın almışdım babam bu durumu ögrendiğinde "sen adam olmazsın" demişdi..
Haklıydın baba ......
ve şimdi geçmişe şöyle bir dönüp baktığımda onca sene sonra ikinci kez en üst raflarda buldum bu eseri Tuncel Kurtiz'i anlama çabalarına girdim bugün...
umarım hayla bu yazdıklarımı okuyorsanız kitap hakkında açıklama beklemiyorsunuzdur benden
Bu kitapta bir hayat var .....
tiyatro perdeleri ardında başlıyor kitap.. kendinden çok şey katmış bu esere
kah oradan kah buradan, dopdolu yaşamından kesitler
anılar var satırlar da
Edremit'ten İstanbul'a, Berlin'den Bodrum'a kadar bir ömür.
her sayfasında bir farklı duygu gizli
Bunu anlamak için her sayfadan sonra düşünün...
Yılmaz Güneyin , Münir Özkülun ve Dormen tiyatrosundan anıları sevinçleri hüzünleri bizlerle paylaşmış umarım sizde beğenirsiniz ....
Bölük PörçükTuncel Kurtiz · Boyut Yayın Grubu · 201535 okunma