Varlıklar üç çeşittir: İyi, kötü, bir de ne iyi ne kötü. Şimdi kötü ortadan kalktı da yalnız ikisi kaldı, diyelim. Ne iyi ne kötü dediğimiz şeylerden hiçbiri, ne ruh, ne beden kötü ile karşılaşmayacak olursa, iyi artık bize faydalı olabilir mi, bir işimize yarayabilir mi? Hiçbir şeyden kötülük görmeyince, hiçbir yardıma ihtiyacımız da kalmaz. O zaman deriz ki, bize iyiyi aratan ve sevdiren kötüymüş, çünkü kötü bir hastalık, iyi de onun devasıydı. Hastalık ortadan kalkınca devayı niçin arayalım? Demek ki iyi kendi başına hiçbir işimize yaramayan, bir şeydir. İyi ile kötü arasında bulunan biz insanlar, onu kötüden ötürü severiz öyle mi?
Ondan ona gider dururuz, yahut da öyle bir şeye, bir ilkeye varırız ki ondan artık başka bir sevilen şeye gidilmez. Asıl sevilen şey o olur, bütün öteki sevdiklerimizi ona ulaşmak için severiz.
Herkes bir şeye tutkundur: Kimi ata, kimi köpeğe, kimi paraya yahut şana, şerefe. Bütün bunlar benim umrumda değil; ben dost edinmeye meraklıyım. İyi bir dost benim için dünyanın en güzel bıldırcınından, en güzel horozundan, hatta ne yalan söyleyeyim, en güzel atından ve köpeğinden çok daha değerlidir. Bende bu dostluk merakı oldukça Dara'nın bütün hazinelerini, kör olayım, bir dosta değişmem.
Bilgisizlik neden kötüdür? Cahil kişi güzellikten, iyilikten, akıldan yoksunken, hepsini kendisinde toplamış sanır da ondan. Yoksun olduğunu bilmeyen kimse ne diye kendine olmayanın peşine düşsün?