Ali Gürpınar

Ali Gürpınar
@ide_ali_st
Hayatımda ne okuduysam rahatım bozulsun diye okudum. Bana bir şekilde eziyet çektirmeyen yazar ilgimi çekmez.
İnsan
Felsefe Öğrencisi
Çanakkale
İstanbul, 2 Aralık 1986
27 okur puanı
Mayıs 2021 tarihinde katıldı
Ölüm anksiyetesi çeken yetişkinler, egzotik bir hastalığa yakalanmış yabancı kuşlar değil, aileleri ve kültürleri onları ölümlülüğün dondurucu soğuğundan koruyacak uygun giysileri dikmeyi başaramamış kadınlar ve erkeklerdir.
Edebiyatın En Tatlı Eşleşmeleri!
Peki ya sizin favori kitabınız hangi tatlı olurdu?
Bu son fikir -hayat kalitemizin deneyimlerimiz tarafından değil de deneyimlerimizi yorumlama biçimlerimiz tarafından belirlendiği fikri- kökü eskilere dayanan önemli bir terapötik doktrindir: Stoa okulunun en önemli ilkesi, Zenon, Seneca, Marcus Aurelius, Spinoza, Schopenhauer ve Nietzsche tarafından bugüne kadar getirilerek dinamik ve bilişsel davranışçı terapinin temel ilkesini oluşturur.
3. Ne Olduğumuz. Gerçekten önemli olan tek şey ne ol duğumuzdur. Schopenhauer iyi bir vicdanın iyi bir şöhretten f azla şey ifade ettiğini söyler. En büyük amacınız iyi sağlık ile tükenmez fikir kaynağına, bağımsızlığa ve ahlaki hayata götüren entelektüel zenginlik olmalıdır. İçsel dengemiz, bizi rahatsız edenin şeyler değil, onları nasıl yorumladığımız olduğunu bil mekten kaynaklanır.
2. Başkalarının Gözünde Temsil Ettiklerimiz. Şöhret de maddi zenginlik gibi silinip gidiverir. Schopenhauer şöyle diyor, "En dişelerimizin ve kaygılarımızın yarısı başkalarının bizim hak kımızda düşündüklerinden kaynaklanır ... Bu dikeni tenimizden çıkarmalıyız." İyi bir izlenim yaratma isteği o kadar güçlüdür ki pek çok mahkum, idama giysilerini ve son hareketlerini dü şünerek gitmiştir. Başkalarının fikirleri her an değişebilen bir hayaldir. Fikirler pamuk ipliğine bağlıdır ve insanı başkaları nın ne düşündüğüne ya da daha kötüsü ne düşünüyormuş gibi göründüklerine köle eder - çünkü gerçekte ne düşündüklerini asla bilemeyiz.
1. Sahip Olduklarımız. Maddi zenginlik ulaşılamayacak bir hedeftir. Schopenhauer zenginliğe ulaşma ve maddi kazanç sa hibi olmaya çalışmanın sonu gelmez ve tatmin edici olmayan bir iş olduğunu mükemmel bir şekilde açıklamıştır; ne kadar çok mala sahip olursak, o kadar fazlasını isteriz. Zenginlik deniz suyu gibidir: İçtikçe susuzluğumuz artar. Sonunda biz mallara değil, onlar bize sahip olur.