Her yerde, her toplulukta birleştirici insanlar vardır. Ağzı kalabalık, susmayı beceremeyen, ağzında bakla ıslanmayan, bulundukları topluluğun tam merkezinde insanlardır. Öykünüzü anlattığınız kişinin, öyküyü kendisinde tutamayıp, mutlaka başkalarına da anlatacak biri olduğundan emin olun. Kendi halinde yalnız yaşayan birisine anlattığınızda sadece bir etki; sosyal çevresinin tam merkezinde olana anlattığınızda ise, katlanarak çoğalan bir etki yaratmış olursunuz.
Yaptığınız işle ilgili hisleriniz ne kadar güçlüyse, o işi iyi yapmak ve başarı elde etmek için o kadar itici güç bulursunuz içinizde. Hayatınızı tutkularınız etrafında planlarsanız, tutkularınız öykünüz olur, öykünüz de daha büyük, daha yüce bir şeye dönüşür; önem verdiğiniz, anlamlı bulduğunuz bir şey olur.
Hemen herkesin tutkuyla bağlı olduğu bir şeyler vardır. Ama bu tutkuları dile getirmekte zorlanırız bazen. Gerçek tutkularımızdan uzaklaşmak şaşırtıcı derecede kolaydır; günlük koşuşturmalarla oyalanır, sıradan sohbetler, bitirilmesi gereken işlerden fırsat ayırıp kimse sormaz bize hayallerimizi. Bu nedenle tutkularınızı önce açık bir şekilde kendinize söyleyin. Tutkunuzu keşfettiğiniz zaman öykünüzü de bulursunuz.
Tutkularınızdan emin değilseniz şu üç soruyu kendinize sorun:
Para ile ilgili hiçbir kaygınız olmasaydı, zamanınızı ne yaparak geçirirdiniz?
Nasıl bir işte çalışmak isterdiniz?
Hangi amaca hizmet ederdiniz?
Herkesin kendini ait hissettiği bir topluluğu vardır; geçmişe, yaşadığı yere, okuduğu okula, tuttuğu takıma dayalı. Aidiyet duygusuyla bağlandığınız tüm toplulukları belirleyerek, kendinizi bağlı hissettiğiniz grubu, öyküyü de tabi, rahatlıkla bulabilirsiniz ki, bu da işinizin yükselmesine yardımcı olur, hayal ettiğiniz işi garantiye almanızı ve hedefinize ulaşmanızı sağlar.