Çünkü nerede olursam olayım -bir gemi güversitesinde,Paris’te bir sokak kafesinde ya da Bangkok‘ta- hep aynı sırça fanusun içinde kendi ekşimiş havamda bunalıyor olacaktım.
Tate, babasının adam tanımını hatırladı: özgürce ağlayabilen, şiir ve operayı kalbinde hissedebilen ve bir kadını korumak için ne gerekiyorsa yapan insan.