İdil Buçan

İdil Buçan
@idilbucan
Birden hızla eğilip yere kapanarak, kızın ayaklarını öpmeye başladı. Sonya bir deliden kaçar gibi, korkuyla ondan uzaklaştı, geri çekildi. Raskolnikov’un şu anda gerçekten de bir deliden farkı yoktu. Sonya’nın yüzü bembeyazdı ve yüreği sıkışıyordu. “Ne yapıyorsunuz? Ne yapıyorsunuz böyle? Hem de benim gibi birinin önünde!” diye mırıldandı. Raskolnikov hemen kalktı, pencereye doğru yürüdü, yabani bir sesle, “ Ben senin önünde değil, insanlığın çektiği bütün acıların önünde diz çöktüm” dedi.
Sayfa 351
Reklam
“Neden kucaklıyorsun beni Sonya? Bu acıya tek başıma katlanamayıp “Sen de bu acıyı paylaş ki, ben biraz rahatlayayım” dediğim için mi? Böyle alçak bir adamı sevebilir misin?”
Sayfa 451
Svidrigaylov cebinden revolveri çıkardı, horozunu kaldırdı. Achilles kaşlarını kaldırdı. “Burda olmas! Boyle şaka olmas burda!” “Neden olmaz?” “Olmas, olmas.” “Hiç fark etmez kardeş! Sorarlarsa, Amerika’ya gitti dersin.” Namluyu sağ şakağına dayadı. Gözbebekleri gitgide büyüyen Achilles: “Burda olmas! Burda olmas!” diye bağırdı. Svidrigaylov tetiği çekti.
Sayfa 553
“Sevmiyor musun beni?” diye sordu Svidrigaylov usulca. Dunya başını olumsuz anlamda salladı. Svidrigaylov umutsuzluk içinde fısıldadı, “Ve sevemezsin de? Hiçbir zaman?” “Hiçbir zaman…” diye fısıldadı Dunya.
Sayfa 539
Dunya’nın gözlerinde çılgın pırıltılar vardı. “Yalan söylüyorsun, iftiracı!” “Yalan mı? Peki, öyle olsun! Öyle ya, kadınlara böyle şeyler hatırlatılmamalı.” Gülümsedi. “Ateş edebileceğini biliyorum, güzel canavar. Ne yapalım, edersen et!”
Sayfa 537
Reklam