Uzaklarda ve yükseklerde bir yerde tiyatrolar, müzik, ressamlar, yazarlar, meclisler, bilim akademileri var. Burada ise milyonlarca insanın cehennemi yer tutmuş.
Milyonlarca insan fiziksel, zihinsel ve ahlaki olarak çürüyor. Pis kokusunu ise kimse duymuyor. Herkes alışmış ve kabullenmiş. Her şeyin zaten böyle olması gerektiğini düşünüyorlar.
Böyle mi olması gerek?
Bahçe halkın üst sınıflarıdır. Kültürlü bir akıl, konforlu bir hayat, sanattan zevk almak ve temizliğe dikkat etmektir onların paylarına düşen.
Halkın yaşadığı orman ise daha çok doğa hayatına benzer. Bu orman canlı bir orman, canlı bir materyal gibi kollarlar. Halk kitlelerinin milyonları da o canlı bahçedeki insanlar gibi insandır halbuki.
Onlar da doğuştan akıllıdır.
Onlar da yeteneklidir.
Manevi gelişime onlar da muktedirdir.
Sadece onlarla ilgilenmek gerekir. Kelimenin tam manasıyla insan olma şansını bu milyonların her birine vermek gerekir.
Halk kitlelerinin aklının geliştirilmesi, onların iradelerinin ve kalplerinin eğitilmesi, asıl nüfusun milyonlarının aydınlanması üzerine hiç kimse biraz dahi olsun düşünmemiştir. Çoğunlukla hiç kimse manevi hayatlarının iyileştirilmesine önem vermemiştir.