bu dünya bir karmaşadan, yani kaostan ibaret. kaosu
yaratan ise dünyanın kendisi değil, üzerinde yaşayan
insanlar… bu kaos ortamında aklı başında, sakin kalmak neredeyse imkânsız. katliamlar-eğlenceler,
ölümler-doğumlar, üzüntüler-mutluluklar her an gerçekleşir… bu düzeni,
daha doğrusu "düzensizliği" yaratan biri ya da birileri mi
var? bunu yapmalarındaki amaç ne? bilinmez. ama yine
de cevabını bilemesek de sadece soru sormanın bile faydası yadsınamaz. çünkü soru sormak ufkumuzu
genişletmenin tek yoludur. delilik tüm dünyada hüküm sürerken kim aklı
başında olduğunu iddia edebilir ki? hepimiz "hayat
mücadelesi" denen karmaşaya kapılmış, ölümden
habersiz bir şekilde çabalıyoruz. beşikten mezara dek
sürecek bir mücadele.
ya mücadeleye ayak uyduramayıp pes edenlere ne
demeli? intihar edenlere… bunun bir tek açıklaması olabilir;
"yaşam mücadelesi" denen şey herkes için aynı şeyi ifade
etmiyor. kimi hayatı yaşanmaya değer bulur kimi de bulmaz. her iki fikre de saygı duymalıyız. hiç kimse
yaşamaya zorlanamaz. herkes kendi hayatını devam
ettirme veya ona son verme hakkına sahiptir. kaosta her
şey mübâh da intihar mı mübâh değil? insan ne ile mutlu
olacaksa, huzura kavuşacaksa, sakinleşecek ise ona yönelmeli. yaşamaksa yaşamaya, ölmekse
ölüme, acı çekmekse acıya… herkes istediğine kavuşmak zorunda. fakat bunu gerçekleştirmeden yaşamanın ise işkenceden
farkı kalmaz. bu kaosta herkes kendi tercihlerinin esiri... ve
tercihlerimiz, kaderimizdir.