• "Bırak herkes rûhberûh sansın.. Biz ayrıyken bile rûberûyuz sevdiğim. Gözlerimi kapatsam tam karşımdasın. Ne birkaç yüz kilometre korkutur beni ne de iki harf eklenmiş bir kelime..🌹"
  • Sen de fark ettin mi? Az dediğin, küçücük bir kelime. Sadece A ve Z.  Sadece iki harf. Ama aralarında koca bir alfabe var.  O alfabeyle yazılmış onbinlerce kelime ve yüzbinlerce cümle var. Sana söylemek isteyip de yazamadığım sözler bile o iki harfin arasında. Biri başlangıç, diğeri son. Ama sanki birbirleri için yaratılmışlar. Yan yana gelip de birlikte okunmak için. Aralarındaki her harfi teker teker aşıp birbirlerine kavuşmuş gibiler.  Senin ve benim gibi...
  • Aşk; kelime değil bir cümledir. Kurmak içinse, özneyle yüklem değil, iki yürek gerekir.
  • Ben mi kitabı bitirdim yoksa kitap mı beni bitirdi bilmiyorum... Yazarın tek romanı " Gül Yetiştiren Adam ".
    Kanımca kitabı daha iyi anlayabilmek için, daha güzel anlamlar çıkartabilmek için yazarın bir deneme kitabını okumuş olmak gerek. Çünkü denemelerdeki düşüncelerini romanına o kadar güzel giydirmiş ki...

    Rasim Özdenören'i tanıyanlar kitabın konusunu az çok tahmin edebiliyorlardır: Batının üzerimizdeki etkisi...
    İki farklı hayat anlatılmış kitapta, farklı karakterler, farklı yaşantılar... Bunlardan biri batının etkisinde kalan bir yaşam. İki kelimesinden biri yabancı kelime olan, konuşmasından giyimine, tavırlarına hatta isimlerine kadar (çarli, marti, sitare) batının etkisinin bulunduğu yaşam tarzı.

    Diğeri ise 80 yaşında olan, 50 yıl boyunca evinden çıkmayan (dile kolay, elli yıl) , sadece gül yetiştiren, insanlar arasına katılmanın istemediği düzeni meşrulaştıracağını düşündüğünden evinde sessiz bir protesto içinde olan bir adam. Gül Yetiştiren Adam...

    50 yıl sonra ilk defa dışarı çıktığında, torunuyla beraber camiye gidiyorken farkediyor etrafındaki binaları, arabaları, insanların saygısızlıklarını, ahlaksızlıklarını, a'dan z'ye değişen toplumu... Hani bazen burda da paylaşılıyor ya, geçen gün biri paylaşmıştı hatta; gözünüzü kapatsanız ve açtığınzda 2050 yılında olsanız ilk neyi merak ederdiniz diye. Farzedin ki evinizde sessiz bir protesto içindesiniz ve hiç dışarı çıkmıyorsunuz ve bundan tam 50 yıl sonra 2068 yılında ilk defa dışarı çıkıyorsunuz. İşte öyle bir yabancılıktı Gül Yetiştiren Adam'ın 50 yıl sonra ilk defa dışarı çıkışı... Öyle yabancıydı etrafındaki nesnelere ve insanlara... Hatta camideki cemaate... Özellikle bu cami kısmıyla alakalı olan sayfalar oldukça etkileyici idi.

    Batı kültürünün etkisiyle değişen yaşamımız o kadar güzel ifade edilmiş ki kitapta, herkes bu kitabı okumalı bence. Ve aslında kitabın beni en etkileyen kısmı; kitabın 1979 yılında yazılmış olması... Günümüzdeki halimizi, 2018 yılındaki bu değişimi anlatmaya gerek yok sanırım... Velhasıl kitabın dili de bir o kadar akıcı, anlaşılır ve sade. Verilen mesajlara diyecek laf yok zaten.
    İncelememe kitaptan güzel bir alıntıyla son veriyorum :

    " Taş devri gibi, tunç devri gibi, insanların bir de gül devri geçirdiklerini düşünüyorum. " 🤗🤗
  • Masallar başlardı bir varmış bir yokmuş diye;
    ilk anneler anlattı varla yok olanı sonra hayat kendisi tanıttı her var olanın yok olacağını. hayatın kendisi iki kelime var olmak yok olmak.doğum ve ölüm, öncesi ve sonrası. doğumun güzelliği ölümün korkusu. hayatın içinde ikilemlerle kaldık.
    doğduğunda insan alkışlarla karşılanırken, gözyaşlarıyla uğurlanıyor öldüğünde...
    dediler ki ölüm nefesin kadar yakın, sordum ne zaman? ne bilen var ne duyan...
    korkutsa da gerçek hakikat var..ölüm haktır hak.
    genç yaşlı dinlemiyor derdi babam sırası gelen gidiyor işte vade derler bunun adına,gün gelir alır senin nefesini de.. Azrail dert dinlemez derman dinlemez. yaşa bakmaz cana bakmaz. bir bahaneye sebep olmuş ölüm. bazen hastalik, bazen kaza, bazen nedensiz hepsinin adı değil mi takdiri ilahi...yaşarken kıymetini bilin sevdiklerinizin sevenlerinizin. Giden geri gelmiyor. Zaman geri alınmıyor. Hayat başa sarılmıyor. Kıymet bilin.
  • Fecr Suresi 23. O gün, cehennem de getirilmiştir. İnsan o gün düşünüp-hatırlar, ancak (bu) hatırlamadan ona ne fayda?

    Tefsir:
    Buradaki kelime iki anlama gelebilir: Birincisi. o gün insan dünyada ne yaptığını hatırlayacak ve bunun üzerine üzülecek. uta­nacaktır. Fakat o gün üzülmenin ve utanmanın hiç faydası olmaya­caktır. İkinci olarak. o gün insan aklı başına gelecek ve peygamber­lerin dediğinin doğru olduğunu anlayacaktır. Aynca peygamberle­Iin tebliğini kabul etmemekle ne büyük aptallık ettiğini görecektir. Ancak bu. ona hiçbir yarar sağlamayacaktır.
  • Balzac! 19.Yüzyıl Edebiyat akımında çığır açmış, gerçekçi bir yazar.

    Bu incelemeye konu olan romanı Goriot Baba bir romandan çok daha fazlası. O zamanların Paris'i Balzac'ın inanılmaz betimlemeleri ile içine yedirilen karakterleri ustaca kucaklamış.

    Romanın ismi Goriot Baba ama kitapta karşınıza iki ana karakter çıkıyor; Eugene de Rastignac ve Eziklerin eziği Goriot Baba. Kahramanlarımızdan Goriot Baba büyük bir zenginliğe sahipken varını yoğunu mutlu olmaları adına iki kızına harcayan, kendisi ise onlar tarafından adeta dışlanan ve bunu hiç dert etmeyen bir karakter.Hikayesi çok çok acı. Balzac'ın drama ustalığı bu kitapta tavan!

    Kitabın bazı kısımları tarif ve betimlemeler nedeniyle sizi sıkabilir ancak kitabı okuyup bitirdiğinizde bütünlüğü ile tek kelime ile muhteşem bir edebiyat eseri okudum diyebiliyorsunuz.

    Goriot Baba ve Rastignac karakterlerini şu yaşadığımız tarihlerde çevremizde de görmek mümkün,işte bu yüzden Balzac'ın bu kitabı zamanımızda da hala geçerliliğini ve gerçekçiliğini koruyan bir eser olarak yer buluyor.

    Ben drama,acı, dokunaklı bir hikaye okumak istiyorum (hatta bazı bünyelerde garantisini veririm gözyaşı da devreye girebilir) derseniz, işte size aradığınız kitap. Bir de şu var; Fazla kitap okumayan, okumaktan fazla hoşlanmayan, vakit geçirmek için okuyan birine bu kitabı verirseniz büyük kötülük edersiniz, o kişi eline bir daha gazete bile alırsa ben ne olayım
    Nasıl anlatmaya kalkarsam kalkayım Balzac için eksik kalacak. Şunu da önemle belirteyim, her zaman en önemli edebiyatçılardan biri olarak bu dünyada yerini koruyacak. Balzac'ın hayatı da ayrı bir inceleme konusu araştırmanızı tavsiye ederim.

    Kızları ve dostları bıraktı ama hadi bakalım ölüm döşeğine kadar siz onun yanında olun, acı hikayesine tanıklık edin.Babaların babası,diğer bir deyişle Babaların İsa'sı Goriot Baba'yı okurken fedakarlığın bu kadarı da fazla artık dedirtecek derecede onu sahiplenir ve kızmaya başlarsınız. Anastasia ve Delphine'e kin güder, kitapla birlikte akar gidersiniz. Maddiyatcılık,riyakarlık,ihanet, boş vermişlik, vefazsızlık ne ararsanız bu sepette var. Bu kez kitabı istediğim gibi anlatamadım :( Çok iyi,çok dokunaklı,ustaca yazılmış bir eser)