Anna,toplumun ikiyüzlülüğünün kurbanı mı?
10/10
·650 syf.··
Beğendi
·
2026 8. kitabı
·
29 günde okudu
·
Okunma: 30 Nisan 2026 19:53
Lev Tolstoy’un Anna Karenina’sını her düşündüğümde Tolstoy un zekasına saygı duyuyorum.Çünkü XIX. yüzyıl Rus toplumunun bir portresini değil, insan ruhunun en kuytu köşelerini aynada görüyormuş gibi
Anna KareninaLev Tolstoy · Anonim Yayınları · 201655,4bin okunma
Zekanın Yükselişi ve Duyguların Sınavı
Puan vermedi·325 syf.·
2026 21. kitabı
Bir dünya düşünün. İçinde ağaçlar, kuşlar, denizler, dağlar ve sayısız canlı türü olsun. Aslında bugün yaşadığımız dünyadan pek farklı olmasın. Fakat tek bir şey eksik olsun: bilinç sahibi
Algernon'a ÇiçeklerDaniel Keyes · Koridor Yayıncılık · 202536,1bin okunma
Puan vermedi·392 syf.··
2026 41. kitabı
"Gözlerin dili varsa, budalalar bile ona deli gibi aşık olduğumu kestirebilirdi" "Ölümünden bir yıl önce bitirdiği Uğultulu Tepeler’deki karakterlerin yalnızca hayal ürünü kişiler olmadığı, Brontë’nin çevresindeki gerçek kişilerden derin izler taşıdığı da bir gerçektir" Ah gözü kör eden aşk! Ama nasıl bir aşk, sevginin takıntıya, kırgınlığın yıkıma dönüştüğü bencilce bir aşk İntikam planları, zulüm ve bitmek bilmeyen psikolojik şiddet... Kocaman bir hiçlik, heba olmuş ömürler ve sönen bir intikam ateşi Kitap o kadar güzeldi ki, anlatmak istediği her şey son sayfalardaydı bence. Her şeyin boş olduğu, intikam ateşiyle yanıp tutuşmanın kendini yeyip bitirmekten başka işe yaramadığı öyle güzel aktarılmış ki hayran kaldım Kızdığım bir çok kişiye sonradan üzüldüm özellikle Heathcliff'e, hayatını kendine ve herkese zehir etti. Sadece etrafındakileri yıkmak için yaşadı, planlar yaptı, mülkleri ele geçirdi ama.... Hırsını, yeme içmeyi, hatta nefret etmeyi bile bırakacak kadar tüketti. İntikam ateşi aslında en çok kendini yakıp kül etti. Ama onu bir canavara dönüştüren de çocukken gördüğü dışlanma, aşağılanma ve sevgisizlikti "Ne hüzün verici bir sonuç, değil mi? O kadar canla başla çalıştıklarımı boşa çıkaran bir son, değil mi? Bu iki aileyi kökünden kazımak için elimden geleni ardına koymuyorum, bir Herkül gücüyle çalışıyorum, sonra da her şey hazır, her şey benim elimdeyken, bakıyorum birden hiçbir şey yapma isteği kalmamış içimde"
Uğultulu TepelerEmily Brontë · Yason Yayıncılık · 201557,7bin okunma
7/10
·384 syf.··
Beğendi
·
2026 28. kitabı
Zeynep Işıklar / Karanlığın Kalbi Gerçeklerle kandırılmışlığın iç içe geçtiği bir hayatınız olduğunu öğrenseydiniz ne yapardınız? Devin yirmi dört yaşında ve bir radyo programında iki saat boyunca aşk hakkında konuşan genç bir kadındır. Üniversitede tanıştığı ve üç yıldır evli olduğu avukat eşi Eymen ile kendince güzel bir hayatı vardır. Ta ki Eymen gözlerinin önünde üç kurşunla öldürülene kadar. Yaşadığı şoku atlatamadan, eşinin yıllardır onu her anlamda aldattığını öğrenmesi ise Devin için her şeyi daha da sarsıcı bir hâle getirir. Bir yandan gerçeklerle yüzleşmenin ağırlığını taşırken bir de hayatının tehlikede olduğunu ve sıradaki hedefin kendisi olduğunu öğrenmesi onu bambaşka bir karanlığın kollarına iter. Bu karanlık, aylardır onu izleyen ve tehlikeli bir katil olan Karan’dır. Aydınlıkların ve karanlıkların nerede başlayıp nerede bittiğinin kestirilemediği bir hayatın içinde Devin ile birlikte gerçekleri ararken, Karan gibi bir karakterle de doğru ve yanlış kavramlarını sorgulayacaksınız. Hikâyenin akıcılığını ve dinamizmini sevsem de böyle bir kurguda Devin’in duygu akışının sanki bir hız trenindeymiş gibi ilerlemesi bende küçük bir eksiklik hissi bıraktı. Yazardan okuduğum beşinci kitap oldu. Her kitabı akıcı bir şekilde okutuyor olsa da Karan karakteri ve gölge ekibi sayesinde bu kitabını daha çok sevdim. Suçlar üzerinden ilerleyen aksiyonu ve psikolojik karanlık ilişki tarafıyla “dark romance” sevenlerin ilgisini çekebilecek bir kitap. Keyifli okumalar…
Karanlığın KalbiZeynep Işıklar · Pukka Yayınları · 2025123 okunma
Babamın Kokusu
Puan vermedi
Babamın Kokusu, sevginin bazen fedakârlıkla, bazen suskunlukla, bazen de özlemle ifade edildiğini gösteren; aile bağları, güven ve geçmişin izleri üzerine dokunaklı bir roman. Okumayı bitirdiğimde geriye uzun süre aklımda kalan duygular kaldı. “Bazı hikâyeler bittiğinde unutulmaz; çünkü onların kokusu sayfalarda değil, kalpte kalır.” Bu kitapta en çok hoşuma giden şey, olayların hem babanın hem de kızın gözünden anlatılması oldu. Aynı olaylara iki farklı pencereden bakmak, karakterlerin yaşadıklarını ve hissettiklerini daha iyi anlamamı sağladı. Bir yanda kızı için her şeyi göze alan, onu korumak adına büyük fedakârlıklar yapan bir baba; diğer yanda ise babasının hikâyesinin tamamını hiçbir zaman öğrenememiş, bu yüzden içinde hem büyük bir özlem hem de zaman zaman öfke taşıyan bir kız var. Bu duygular kitabın her sayfasında hissediliyor. Kitap sadece bir baba-kız hikâyesi değil; aynı zamanda güven duygusunu da sorgulatan bir anlatı. Saklanan gerçekler, yarım kalan cevaplar ve geçmişin gölgesinde şekillenen ilişkiler, karakterlerin birbirlerine olan güvenini zaman zaman sınava tabi tutuyor. Yazar, kokular ve anılar üzerinden geçmişle bugün arasında güçlü bir bağ kurmuş. Okurken bazen hüzünlendim, bazen karakterlere kızdım, bazen de onların yerinde olsam ne yapardım diye düşündüm.
1000Kitap
Babamın KokusuEray Emre Evren · Sola Yayınları / Sola Unitas Academy · 201843 okunma