“Buradan atlamayacaksın. Ama beni dinlemen lazım. Bu karanlık seni bırakmayacak. Kendinden kaçıp duracaksın… Ama her şey farklı olabilirdi… Farklı olabilirdin…”
Doğduğu şehir düğmelerine basıp duran anlarla doluydu ama çekip gidemiyordu. Bagdale’deki işi onu meşgul etse de, hayatı takılıp kalmış gibiydi. Ruh felci gibi bir şey olmuştu.
Millet rokete adam koyup Ay’a göndermeyi planlıyordu ama o Sheffield’dan gitmeyi bile beceremiyordu.
Fakat sonra, küçük Wilbur’un mutluluğun eşiğine kadar geldiği anlarda sıkça olduğu gibi, gerçeklik o mutluluğu elinden kapıverdi. Onu test etmeyi, hayal kırıklıklarıyla zamanından önce terbiye etmeyi deneyerek tersine çalışan bir koruyucu meleği vardı sanki.