Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
Yaşadın mı, yoğunluğuna yaşayacaksın bir şeyi
Sevgilin bitkin kalmalı öpülmekten
Sen bitkin düşmelisin koklamaktan bir çiçeği
İnsan saatlerce bakabilir gökyüzüne
Denize saatlerce bakabilir, bir kuşa, bir çocuğa
Yaşamak yeryüzünde, onunla karışmaktır
Kopmaz kökler salmaktır oraya
Kucakladın mı sımsıkı kucaklayacaksın arkadaşını
Kavgaya tüm kaslarınla, gövdenle, tutkunla gireceksin
Ve uzandın mı bir kez sımsıcak kumlara
Bir kum tanesi gibi, bir yaprak gibi, bir taş gibi dinleneceksin
İnsan bütün güzel müzikleri dinlemeli alabildiğine
Hem de tüm benliği seslerle, ezgilerle dolarcasına
İnsan balıklama dalmalı içine hayatın
Bir kayadan zümrüt bir denize dalarcasına
Uzak ülkeler çekmeli seni, tanımadığın insanlar
Bütün kitapları okumak, bütün hayatları tanımak arzusuyla yanmalısın
Değişmemelisin hiç bir şeyle bir bardak su içmenin mutluluğunu
Fakat ne kadar sevinç varsa yaşamak özlemiyle dolmalısın
Ve kederi de yaşamalısın, namusluca, bütün benliğinle
Çünkü acılar da, sevinçler gibi olgunlaştırır insanı
Kanın karışmalı hayatın büyük dolaşımına
Dolaşmalı damarlarında hayatın sonsuz taze kanı
"Avrupa Birliği yolu Diyarbakır'dan geçer:, "Kürtlük sorunu vardır", "Türk yoktur, türkiyelilik vardır" , "Alt kimlik üst kimlik "diye avaz avaz bağıranlar olduğu sürece ve bunlara sessiz kalındığı müddetçe PKK niye ve nasıl bitsin ki!...
Kendi başlarına Maraşı ve Antepi fransızlara karşı savunup def edenlerle, Çanakkale de bir dakika sonra öleceğini bilerek süngü hücuma kalkanlar da manda derisi yetişmediğinden Afyon sırtlarında Yunan mevzilerinde çıplak ayakla tel örgüleri çiğneyip geçenler de cahildi , yoksuldu... o zaman onların destanlaşan bu mücadeleleriyle senin övünme hakkın yok