20.yüzyılın en önemli toplumsal eleştirmenlerinden, psikanalist ve sosyolog Erich Fromm’un 1956 yılında yayımlanan ve o günden bugüne küresel bir başvuru kaynağına dönüşen anıtsal eseri "Sevme Sanatı" (The Art of Loving), aşkı ve sevgiyi geçici bir duygu patlaması ya da şans eseri yakalanan bir kapris olmaktan çıkarıp, entelektüel ve pratik bir olgu olarak deşen sarsıcı bir felsefe ve psikoloji başyapıttır. Eser; modern insanın sevgiyi yalnızca "sevilmek" ve bir "nesne bulmak" sorunu olarak görmesinin paralelinde, sevmenin aslında tıpkı müzik, resim ya da mimari gibi bilgi, emek, sabır ve sarsılmaz bir çaba gerektiren bir "sanat" olduğu gerçeğini odağına alır. Fromm; kapitalist sistemin ve tüketim toplumunun insan ilişkilerini nasıl metalaştırdığını, bireyleri nasıl yalnızlığa ve yabancılaşmaya ittiğini kurguya dâhice entegre eder. Yazar; kardeşlik sevgisi, anne-baba sevgisi, erotik sevgi, özsevgi ve Tanrı sevgisi gibi kavramları cerrah titizliğiyle deşerken; gerçek bir sevginin ancak saygı, sorumluluk, bilgi ve ilgi temelinde yükselebileceğini felsefi bir derinlikle kanıtlar. Fromm’un o son derece berrak, yalın ama bir o kadar da derin, insan ruhunun en saklı yanılsamalarını fısıldayan görkemli dili; bu eseri basit bir kişisel gelişim kitabı olmaktan çıkarıp, insanlığın yalnızlıkla, narsisizmle ve varoluşsal bütünleşme arzusuyla olan ezeli imtihanını anlatan çok katmanlı edebi bir anıta dönüştürür.