ILGIN MERT

ILGIN MERT
@ilginmert
Dilek Çemberi kitabının yazarı Dilek çemberini satın almak için aşağıdaki linke tıklayabilirsiniz kaktussanat.com/urun/dilek-cemberi
Dilek Çemberi Alıntı
Başka Bir Masalın İçinde Yaşamaya Çalışan Kaçak Nedenini bilmem fakat ne zaman bir duyguyu aşırı yaşasam onu sindirmek için bir şarkı dökülür dudaklarım arasından şimdin gecenin sessiz ağıtını bozarak içimden gelen bir şarkıyı fısıldıyorum ve rüzgâr bir süreliğine şarkımın göğe uzanmasına izin veriyor. Ya vazgeçersin ya da kabullenirsin diyor şarkıda, bana bir gemi kaptanını anımsatıyor nedense. Uçsuz bucaksız denizin ortasında yapayalnız kalmış bir kaptanı düşünüyorum mırıldanırken. Hemen ardından yoğun bir yağmur yağıyor o dingin uçsuz bucaksız denize ve deniz dalgalandıkça, onun uçsuz bucaksız deryasında bir noktadan farksız olan gemi sallanıyor. Kaptan, dalgalar yükseldikçe sonun yaklaştığını anlıyor fakat yine de umutsuzca kürek çekmeye devam ediyor. Şarkının notası her yükseldiğinde o gemi kaptanın gözünden bir yaş akıyor ve deniz o gemiyi git gide esaretine alıyor. Gemi kaptanı gücü yettikçe kürek çekmeye devam ediyor fakat bir sürenin sonunda kürekleri akıntıya karışıp sürükleniyor. Tam o an çaresizliği derya bir denize benzetiyor kaptan. Geminin kamarasına dalgalar ulaştığı an yağmur diniyor, rüzgâr ortadan kayboluyor ve kaptanın hıçkırıkları hiç kimsenin ulaşamayacağı dalgalı bir denizde yankılanıyor. Şarkının son bestesini söylerken gözyaşlarımın yanaklarımı ıslattığının bilincindeyim. Ortada ne bir gemi kaptanı ne de deryalı bir deniz var, yalnızca gönlümdeki huzursuzluk bana bu hikâyeye şahit olmuşum gibi hissettiriyor ve gecenin karanlığını aydınlatan sokak lambasında yağmur damlalarıyla karşılaşırken aynı bu şekilde hissediyorum. Bir rüyaya dalmış gibiyim, bir süre odağım hiç şaşmıyor ve kalbimin üzerindeki kara bulutlar dağılana kadar yağmuru seyrediyorum.
Sayfa 194 - KAKTÜS SANAT YAYINLARI·Kitabı okudu
Reklam
Dilek Çemberi Alıntı
19 Kasım, 2020 - Batak Ansızın bir gün, gün doğumunu izlerken düşüncelere dalıyor, eski bir tarihten bir anının içine hapsoluyorum. Hatırladın mı diye soruyorum, istemsiz. Seninleyken yağmurdan kaçmak için el ele tutuşmuştuk. Koşarken birbirimize çarpıyor, gülüşüyor, yine de yağmurdan kaçamıyorduk. Elinde sonunda sırılsıklam olup o yağmura yakalandık. Şimdi bardaktan boşalırcasına yağıyor yağmur, yavaş adımlarla geçiyorum herhangi bir sokaktan. Koşarken kafamızı eğdiğimiz sokak lambasının altında, göğü izliyorum. Yağmur damlaları yüzüme vuruyor, canımı yakmıyorlar eskisi gibi. Keşke kaçabilseydik o yağmurdan, bu kadar geç olmadan, çok fazla can yanmadan. Olduğum yere çöküyorum hafifçe, kırık bir sokak lambası yeni doğmuş göğü aydınlatmaya çalışıyor. Ben sancılı ve korkak bir nefes alıyor, seni ne zaman kaybettiğimi anlamaya çalışıyorum. En kötüsü bir daha kazanabilecek miyim bilmiyorum. Seninle ilk tanıştığımızda her yanım bahar bahçeydi sanki, gök bile kararmaya utanır gibiydi. Şimdi araya asırlar girdi, sana ulaşamıyorum. Mevsimler değişti artık, birbirimizi tanıyamıyoruz. Deniz dalgalandıkça parmak uçlarımıza kelepçe vuruluyor, kavuşamıyoruz. Sen beni her unuttuğunda, yolumdaki her bir çiçek soluyor. Karlar eridikçe uçurumlar gün yüzüne çıkıyor, mevsim yaz olana kadar sana hasret kalıyorum. Şimdi tekrar nefes alıyor, çok eski bir anıyı anımsamaya çalışıyorum. O soğuk tarihte kaldırımda yapayalnızken senden başka tutunacak hiçbir dalımın olmadığını biliyorum
Sayfa 55 - KAKTÜS SANAT YAYINLARI·Kitabı okudu
Alıntı