19 Kasım, 2020 - Batak
Ansızın bir gün, gün doğumunu izlerken düşüncelere dalıyor,
eski bir tarihten bir anının içine hapsoluyorum. Hatırladın mı diye
soruyorum, istemsiz. Seninleyken yağmurdan kaçmak için el ele
tutuşmuştuk. Koşarken birbirimize çarpıyor, gülüşüyor, yine de
yağmurdan kaçamıyorduk. Elinde sonunda sırılsıklam olup o yağmura yakalandık. Şimdi bardaktan boşalırcasına yağıyor yağmur,
yavaş adımlarla geçiyorum herhangi bir sokaktan. Koşarken kafamızı eğdiğimiz sokak lambasının altında, göğü izliyorum. Yağmur
damlaları yüzüme vuruyor, canımı yakmıyorlar eskisi gibi. Keşke
kaçabilseydik o yağmurdan, bu kadar geç olmadan, çok fazla can
yanmadan. Olduğum yere çöküyorum hafifçe, kırık bir sokak lambası yeni doğmuş göğü aydınlatmaya çalışıyor. Ben sancılı ve korkak
bir nefes alıyor, seni ne zaman kaybettiğimi anlamaya çalışıyorum.
En kötüsü bir daha kazanabilecek miyim bilmiyorum. Seninle ilk
tanıştığımızda her yanım bahar bahçeydi sanki, gök bile kararmaya
utanır gibiydi. Şimdi araya asırlar girdi, sana ulaşamıyorum. Mevsimler değişti artık, birbirimizi tanıyamıyoruz. Deniz dalgalandıkça parmak uçlarımıza kelepçe vuruluyor, kavuşamıyoruz. Sen beni
her unuttuğunda, yolumdaki her bir çiçek soluyor. Karlar eridikçe
uçurumlar gün yüzüne çıkıyor, mevsim yaz olana kadar sana hasret
kalıyorum. Şimdi tekrar nefes alıyor, çok eski bir anıyı anımsamaya
çalışıyorum. O soğuk tarihte kaldırımda yapayalnızken senden başka tutunacak hiçbir dalımın olmadığını biliyorum