• İlim öğrenmek şart! Neyi neden yaptığımızı bilmek de .. Her şeyin bir cevabı vardır. Bakın mesela:
    Aç duranın basireti açılır. Anlayış kabiliyeti artar. Hadis-i şerifte, (Aç duranın idraki artar, zekası açılır) ve (Tefekkür, ibadetin yarısı, az yemek ise tamamıdır) buyuruldu. (İ. Gazali)

    Çok yiyen çok uyur, çok uyuyanın da ömrü boşa geçer. Çok yiyenin zekası ve zihni dumura uğrar. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
    (Çok yiyip içeni Allahü teâlâ sevmez.) [İ.Gazali]

    Açlık, kalbde incelik doğurur. Hadis-i şerifte, (Az yiyenin içi nurla dolar) ve (Allahü teâlâ, az yiyip içen ve bedeni hafif olan mümini sever) buyuruldu. (Deylemi)

    Açlıkta arzular kırılır, nefs uysallaşır. Çok yemek, gafleti doğurur. Azgın bir atı zaptetmek zor olduğu gibi, çok yedirmekle nefsi zaptetmek de zordur. Açlıkla terbiyesi kolaylaşır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
    (Az yemekle kalbinizi ihya edin!) [İ.Gazali]

    Tok olan şefkatsiz ve merhametsiz olur. Tok, açın halinden anlamaz. Çok yiyen sert ve katı kalbli olur. Hadis-i şerifte, (Çok yemekle kalbinizi öldürmeyin!) ve (Allahü teâlâ doyduktan sonra yiyip, midesini bozana buğzeder) buyuruldu. (İ. Gazali)

    Sinirlerine hâkim olan huzurlu olur. Açlık, günah işleme arzusunu kırar, kötülük etmeye mani olur. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:(Aç ve susuz durarak nefsle cihad, Allah yolunda cihad gibidir.) [İ. Gazali]

    Çok yiyen çok su içer. Çok su içen çok uyur. Ömrü uyku ile geçer. Çok uyku da dünya ve ahiret kazancına mani olur. Açlık, sinirleri uyanık, zinde tutar. Tokluk ahmaklığa yol açar, okuduğunu anlaması ve hatırında tutması zor olur. İki günde üç öğün yemek normaldir. Yani, bir gün sabah-akşam, öbür gün öğle vakti yemelidir. (Teshil-ül-menafi)

    Çok yiyip göbek bağlamak zararlıdır. Peygamber efendimiz göbekli birine, (Bu fazlalık başka yerde olsaydı, daha iyi olurdu) buyurdu. (Hakim)

    Faydalı olması duası ile..
  • 192 syf.
    ·Puan vermedi
    İnceleme konusunda yükümlülük hissettiğim bir kitapla geldim bugün.
    Öncelikle kitabı ikinci okuyuşum olduğunu belirtmek isterim. Kendimde uygulamaya çalıştığım kararlardan birisi de bir kitabı kavrayarak okumadan bitirdim dememek.Bu kitabı da ilk okuduğum zamanla kıyaslayınca gerçek mânada okumadığımı ve kavramadığımı fark ettim.
    Ve önceliklerimi sıraya koymak da kararım arasındaydı. Bu cihetten baktığımizda ise önceliğimizin ibadetlerimiz olduğunun idrâkine varabiliriz.İbadetlerimiz kadar varız çünkü. Bu kitabı namaza başlamak isteyen, aksatan ya da namaz kıldığı halde huşu içinde kılamayan kardeşlerimiz okumalı.İhsân Hoca 'nın aşinâ olduğumuz dili hakim kitapta. İbadetimiz gibi mühim bir konuyla birleşince, nefsi hesaba çekmiş oluyoruz okurken. En büyük eksikliğimiz ibadetlerimiz çünkü. İbadetlerimizi tam anlamıyla yerine oturtturamazken, tâdil-i erkân'ı sağlayamazken İslam davamızı sağlam temeller üzerine kuramayız.Kılıyorsak bile, namazlarımızda kaliteyi yakalamamız lazım.Namaz hayatımızın merkezinde değilse katıldığımız ilim meclisleri, kamplar,vakıflar kitaplar bize bir fâyda sağlamaz ya da kurtarmaz bizi. Kendi adıma öncelikten kastım buydu. Yani hayatımızda bir şeyler yolunda gitmiyorsa namazlarımızı sorgulamamız gerek diye düşünüyorum.
    Kitaba gelirsem: Kitap çok kapsamlı bir kitap olmuş.Her şeye değinilmiş. Bu da kendimizi muhâkeme etmemizi sağlıyor. Namazın anlamı, neden kıldığımız, huşuyu nasıl yakalarız, namaz nedir gibi kısımlar bulunmakta ve en beğendiğim kısımlardan birisi de Allah Rasûlü ve Ashâb-ı Kiram 'ın hayatından namaz ile ilgili örnekler verilmesiydi. İnsan karşılaştırdığı zaman kendi namazıyla, vicdani olarak kötü hissetmemesi mümkün değil. Kitabın içeriği yoğun olduğu için çok fazla kitaptan bahsedemedim. Başta kendi nefsime söylediklerim.Bütün kardeşlerime içtenlikle tavsiye ederim.İstifâdeniz bol olsun inşallah.
    Kitaptan bir duâyla incelememi bitirmek istiyorum:
    " Yâ Rabbi! 
    Yolunu kaybeden, Cehennem güzergahını Cennet yolu gibi görenler için de namazı göz aydınlığı kıl!
    Namaz kılarken daralanlara, daraldıklarında namazla rahatlama şuurunu ihsan et! 
    Sahâbenin huşusundan bizi de nasibdâr eyle! Eyle ki namaz, çağdaş Nemrutlara karşı yüreklerimize İbrahimî diriliş, İsmailî teslimiyet aşılasın! "
    Âmin ecmâin..
  • "senin geçimin bize ait, sen ilim yolunda devam et"
  • " Düşünmeyi buyuran Kur'an'dır.
    Tarihten tabiata, soyuttan somuta gözlemleyiş, inceleme, araştırma, düşünme, öğrenme Allah buyruğudur. Her kişi gücünün yettiğince bilim yolunda ilerlemek borcundadır.
    'Hiç bilenle bilmeyen bir olur mu?'
    'Hakikat müminin kaybolmuş malıdır nerede bulursa alır.'
    ' İlim Çin'de de olsa elde etmeye çalışınız.'
    ' İlim Kadın ve erkek her Müslümana farzdır.'
    gibi Kuran ve hadisten ana ölçüler bu yapıya yöneltmektedir."
    Sezai Karakoç
    Sayfa 60 - Diriliş Yayınları
  • Nasip bir kapıdan kapanırsa bir başka kapıdan açılır. Sonra Allah'ın sana gayret nasip edip de yardımcı olmaması muhal bir durumdur. Bak hâline, belki de sana șükrünü yapmadığın bir ihsanda bulunmuștur! Ya da sabır gösteremediğin bir arzunla seni imtihan etmiştir!