Bir kul, namazda kalp huzuruna nasıl erebilir?"
"Dört şeyi düstur edinerek. Bunlardan birincisi; helal lokma yemek ve yemek yerken gaflete düşmemektir. Yemeği ya-pandan, yiyene kadar huzurla yapılmalı, öfkeden uzak durul-malıdır. İkincisi; namaz dışındaki vakitlerde de Hakkı asla unutmamalı, her an Allah'ın onu gördüğünü, gözettiğini id-rak etmeli. Üçüncüsü; abdest sırasında da gafil olmamaktır. Su bedeni nasıl temizleyip arındırıyorsa, huzura çıkacağı için de manen ilahi feyzin onu arındırdığını düşünmelidir. Suyun bedenini temizlediği gibi tövbeyle de manen temizlenmeyi umut etmelidir. Dördüncüsü; ilk tekbiri alırken kendini Hakkın huzurunda bilmektir.
Merhaba 1K, iyi geceler!
Üslubu; oldukça güzel, samimi bir kitap okudum. Her cümlesiyle, okurun kalbinde, bir tebessüm bırakan, bambaşka tatlar ve bambaşka diyarlara, yolculuklara çıkaran bir
“Kahlan, günlerdir ağzına tek bir lokma koymadın. Yemek yemelisin.”
“Yemek istemediğimi söyledim.”
“Hadi, hatırım için de yemez misin?” diye sordu tatlı dille.
Norveç edebiyatının dahi, aykırı ve modernist öncüsü Knut Hamsun’un 1890 yılında yayımlanan ve kendisine Nobel Edebiyat Ödülü’nün kapılarını aralayan dünya sarsıcı eseri "Açlık", modern edebiyatta bireyin iç dünyasını, varoluşsal sancılarını ve bilincin parçalanışını işleyen ilk ve en görkemli başyapıtlardan biridir. Roman; Christiania (Oslo) sokaklarında bir lokma ekmeğe muhtaç halde dolaşan, gururundan ve entelektüel kimliğinden ödün vermemek için direnen isimsiz bir yazarın trajik varoluş mücadelesini odağına alır. Hamsun; geleneksel olay örgüsü kalıplarını tamamen yıkarak, fiziksel açlığın insan psikolojisi, ahlakı ve algısı üzerindeki o yıkıcı ve sanrılı etkilerini muazzam bir bilinç akışı tekniğiyle işler. Kahramanımız açlıktan kıvranırken bile toplumun acımasız ikiyüzlülüğüne meydan okur, gururunu bir zırh gibi kuşanır ve zihninin yarattığı o deha ile delilik arasındaki ince çizgide yürür. Kitap; sadece midenin boşluğunu değil, modern insanın toplum içindeki o devasa yalnızlığını, yabancılaşmasını ve anlam arayışını cerrah titizliğiyle deşen, okuyucunun ruhunda derin ve sarsıcı bir iz bırakan zamansız bir edebi anıttır.
Şuan ,inşaat iskelesinin tepesinde, parmaklarım kireçten kaskatı kesilmiş halde oturuyorum sanki... Dışarıda öyle bir soğuk var ki, insanın içine işliyor. Yanımda fırçalar, boya kovaları, bir de