"Seni bırakmak isteseydim, o kapıdan çıktığın an unutur, yoluma bakardım. Ben seni unutmak değil, yaşamak istiyorum. Bütün ömrümü seninle yaşamak istiyorum güzelim, seni asla bırakmam." Kalbim sözlerine her zamanki gibi yenildi. Aklıma söz geçiriyordum da şu kalbim bir söz dinlemiyordu işte.
"Kokun Mihrem, bir cehennemin ortasında yağan sağanak yağmur gibi. Hem yakıyor hem de daha fazlası için kor bir ateş bırakıyor içimde. Her şeyden geçtim, senden geçemiyorum."
Gözlerine bakarken ilk defa bir şey hissettim. Sanki bir bıçağı kalbime sokmuşlar da yavaşça içinde çevirirken, kalbim patlamasın diye milim milim oynatıyorlardı. Hem yaşatmaya devam ediyordu o bıçak beni hem öldürüyordu. Mihrem de böyleydi. Gözleriyle yaşatıyor, sözleriyle öldürüyordu.
"Semih dışarıdan çok güçlü görünüyor, Mihrem. Herkes buna güveniyor ama sen güvenme. O adamın da bir kalbi var ve kırılabilir. Seni sevmesi, senden vazgeçmeyeceği anlamına gelmez."