"Olanlar gerçek değil miydi... Hiçbiri mi?"
"Sana tek bir şeyin sözünü verebilirim." Sesi karanlığın içinden derin ve şehvetli geliyordu. "Sana dokunduğumda bunun gerçekliğinden asla şüphe etmezsin."
"Arzu, şehvetle aynı şey değil mi zaten?"
"Hayır. Serveti, kudreti ya da statüyü arzu edebilirsin. Arkadaşlığı ya da intikamı da. Arzular; safi günahlardan daha karmaşık isteklerdir. Bazen iyiliğe yönelik olurlar. Bazen ise insanın zayıf noktalarını yansıtırlar. Bu dünya, ona hükmedenlerin etkisi altındadır. Zaman hepimizi elinde oyuncak etmiştir."